DOLAR

18,8401$% 0.07

EURO

20,4622% 0.05

STERLİN

23,3297£% 0.03

GRAM ALTIN

1.165,25%0,05

ÇEYREK ALTIN

1.917,00%-0,15

BİTCOİN

447336฿%3.29687

İmsak Vakti a 06:43
İstanbul KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Afife Kaya

Afife Kaya

28 Ocak 2023 Cumartesi

Açık bankacılık nedir, ne değildir?

Açık bankacılık nedir, ne değildir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Açık Bankacılık Nedir?

Açık bankacılık (open banking), en temel haliyle bankalardaki hesap bilgilerinin paylaşıma açılması anlamına geliyor. Müşterilerin finansal bilgileri yalnızca onların onayı oldukça paylaşıma açılabiliyor ve bu sayede yalnızca bankaların değil, finteklerin de erişebildiği bir düzen kuruluyor. Bu erişim ise API adı verilen güvenli veri iletimi sağlayan yazılım parçaları sayesinde sağlanıyor.

Açık Bankacılık Ne Değildir?

Açık bankacılık kavramının sıklıkla açık veri kavramı ile karıştırıldığını görüyorum. Açık veri, kamuya açık bilgilerin mümkün kıldığı imkanlar üzerine inşa ediliyor. Örneğin istatistikler, dönemsel veriler, ticaret sicil bilgileri, günlük haberler, sosyal medya paylaşımları gibi veri kaynaklarının taranarak anlamlı sonuçlar üretilmesi açık veri ile çalışma örnekleri olarak düşünülebilir. Zaman geçtikçe, açık bankacılık ve açık veri kullanım senaryoları yaygınlaştıkça bu kafa karışıklığından kurtulacağız.

2007’de Avrupa Komisyonu, finans sektöründeki rekabeti canlandırmak, sunulan hizmetlerin kalitesini artırmak ve son kullanıcıyı korumak için PSD1 olarak adlandırılan ilk Ödeme Hizmetleri Kanununu tasarladı. O zamandan bu zamana bu regülasyonların kapsamları epey genişledi. 2015’te sunulan PSD2 yönergesi ile birlikte bankaların finteklere kullanıcının izni dahilinde bilgilerini paylaşması zorunlu kılındı ve açık bankacılığın temelleri atıldı. Çok geçmeden Birleşik Krallık bu modeli deneyen ilk ülke oldu.

Açık bankacılık ile ilgili önemli bir nokta ise Avrupa’da üçüncü partilere sağlanan bilgilerin ödeme hesapları ile sınırlı olması. Dolayısıyla, bankaların kullanıcılarının tasarruf ve yatırım hesabı, emekli maaşları gibi konular hakkındakibilgilerini verme zorunluluğu bulunmuyor ve bu durum açık bankacılığın kapsamını daraltıyor. Öte yandan, bu durum bölgeden bölgeye değişiklik gösterebiliyor. Kimileri Amerikaiçin bu konuda “geride kalmış” olarak bahsetse de orada çok daha çeşitli kullanım amaçları için API’lar geliştiriliyor.

Açık Bankacılık ve Açık Finansın Potansiyeli

Açık bankacılık dünyada yeni yeni yaygınlaşan bir model olsa da Birleşik Krallık’ta potansiyeli görülmeye başlandı ve açık finansa doğru ilerleme kaydediliyor. Bu model sayesinde vergilerin ödenmesinde artış görüldü. Küçük işletme sahipleri ise gönderdikleri faturalara yalnızca bir link ekleyerek kolaylıkla ödeme almaya başladı.

Bu yeni teknolojiye farklı pazarların nasıl yanıt vereceğini ve hangi iş modellerinin başarılı olacağını zamanla göreceğiz, fakat Açık Bankacılık adı ile başlayan bu değişimin odağında kullanıcılara kendi bilgileri üzerinde sağlayacakları kontrol ve bunun taşıdığı potansiyel yatıyor. Örneğin, Avustralya’da bu kavram Tüketici Veri Hakkı” (Consumer Data Right) adıyla ifade ve regüle ediliyor.

Ülkemizde hesap bilgilerinin / hareketlerinin ve ödeme başlatma işlemlerinin diğer kurumlara açılması ile başlayan açık bankacılık örnekleri pek yakında krediler, tasarruf / yatırımlarla genişleyecek ardından ödeme kartları, dijital cüzdanlar ve sigorta gibi ürün ve hizmetlerin eklenmesiyle olgunlaşacaktır.

Görünen o ki açık bankacılık ile başlayan ilk adımların ardından, önce çok geniş kullanım örnekleri ile açık finans vesonra diğer sektörlerdeki açık telekomünikasyon, açık enerji, açık sağlık gibi benzer yaklaşımlarla tanışacağız. Bloomberg HT

Devamını Oku

Bankalar EYT’liler için promosyon tekliflerini hazırladı!

Bankalar EYT’liler için promosyon tekliflerini hazırladı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

EYT düzenlemsi EYT kanun teklifi Pazartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunulacak ve sonrasında Meclis Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek.

Yasal süreçle ilgili yol haritasının kesinleşmesiyle birlikte bağlanacak maaşlar hesap edilmeye, ayrıca EYT kapsamında olup da çalışmaya devam edenlerden 1 yıl ve üzeri çalışma süresi olanlar kıdem tazminatlarını araştırmaya başladı.

Tüm bunlara ek olarak ilk etapta emekli olacak 2.2 milyon vatandaş promosyonu da unutmadı. İlk maaşını mart ayının başında alacak EYT’li emekliler bankalarla pazarlığa oturacak ve maaş tutarlarına göre promosyon talep edecek. Bankalar da müşteri sayısını artırmak için şimdiden promosyon yarışına hazırlanmaya başladı.

Halihazırda birçok banka 7 bin 500 liraya kadar promosyon veriyor.

CNN’de yer alan habere göre, bu rakamların enflasyonist bir ortamda çok düşük kaldığını belirten Emeklilikte Yaşa Takılanlar Derneği’nden Meral Karadağ, “Herkes yasanın çıkmasını bekliyor. Buna bankalar da dahil. Ancak biz bankalarla görüşmeye başladık. Asgari ücret dahi 8 bin 500 lira olmuşken, 7 bin 500 lira promosyonu kabul edemeyiz. Bankaların promosyon ödemelerinde 20 bine kadar çıkmasını bekliyoruz. En yüksek promosyonu verenle anlaşırız” dedi.

EYT düzenlemesi sonrasında emeklilik hakkı elde eden vatandaşlar, ilk ödemelerini alacakları banka ve şubesini e-Devlet’ten ya da emeklilik işlemleri sırasında SGK’dan seçebilecek. Böylece EYT’linin emekli maaşı tercih ettiği bankaya yatırılacak. Kamu ve özel bankalar emeklilere 3 yıl taahhüt ile kendi şubelerinden maaş almaları durumunda emeklilere promosyon ödemesi yapıyorlar. Bankalar emeklileri kendi bankasına çekmek adına daha yüksek miktarlarda promosyon rakamlarına çıkabiliyor. Bu durumda EYT’liler de diğer emekliler gibi en yüksek promosyon ödemesi yapan bankayı seçme hakkına sahip olabilecek.

Bankalar kampanyaları duyurmaya başladı

Bazı bankalar şimdiden EYT’lilere özel kampanya hazırlamaya başladı.

Örneğin DenizBank, emekli maaşını bankadan 3 yıl süre ile alma sözü veren emeklilere 5 bin TL’ye varan ödeme yaparken, EYT kapsamındaki emeklilere ise otomatik fatura ödeme talimatına karşılık 7 bin 500 TL’ye varan promosyon fırsatı sunuyor. EYT’lilere özel kampanyadan 1 Şubat 2023’ten sonra emekli olmuş müşteriler faydalanabilecek.

Diğer bankaların güncel promosyon ödemeleri ise şöyle:
GARANTİ BBVA: Emekli maaşını bankaya taşıyanlara 6 bin TL’ye varan nakit promosyona ek olarak 1.500 TL bonus veriyor. Kampanya 31 Ocak’a kadar geçerli.
AKBANK: Emekli maaşını 31 Ocak’a kadar bankaya taşıyan ve 3 yıl boyunca maaşını bankadan almayı taahhüt edenlere 7 bin TL’ye varan promosyon sunuyor.
YAPI KREDİ: Banka 7 bin TL nakit promosyonun yanı sıra iki yeni fatura ödeme talimatı verilmesi durumunda 200 TL ek nakit ödül ödüyor. Ayrıca 31 Ocak’a kadar ilk kez kredi kartı alan müşteriler; 500 TL harcama sonrasında ek 300 TL nakit promosyon alıyor. Böylece bankanın toplam promosyon ödemesi 7 bin 500 TL’ye varıyor.

Devamını Oku

Merkez’in faiz adımı borsayı vurdu

Merkez’in faiz adımı borsayı vurdu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merkez Bankası (TCMB), dövizden TL’ye dönüşte kur korumalı mevduat için getirilen politika faizinin en fazla 3 puan üzerinde faiz uygulamasına son vermişti. Dün 2023’ün ilk enflasyon raporunu açıklayan TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu da bu gelişmeyi doğrulamıştı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar da dün yaptığı açıklamada, “KKM’de yüzde 12 faiz oranı düşük kalmıştı. TCMB de bankaları bu konuda serbest bıraktı. KKM’de faizin yüzde 17’lere çıkması mümkün” şeklinde konuşmuştu.

Tüm bu gelişmelerin ardından KKM’ye olan ilginin artacağı ve bankacılık kârlarının olumsuz etkileneceği yönündeki beklentiler ile Borsa İstanbul’da işlem gören banka hisselerinde satışlar derinleşiyor.

Kapanışa doğru sertleşen satışlar ile bankacılık endeksinde saat 16:45 itibarıyla yüzde 5’in üzerinde kayıplar dikkat çekiyor. BIST 100 endeksinde de kayıplar yüzde 3,45 seviyesinde.

‘KKM, DAHA İYİ BİR ÜRÜN KONUMUNA GELDİ’

HSBC Portföy Yönetim Başekonomisti İbrahim Aksoy, bugünkü bülteninde, “KKM’ye ilginin artırması beklenebilir” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu adımla, Merkez Bankası rezervlerini artırmayı, bu ürünün getirisini artırarak dövizden TL’ye dönüşü özendirmeyi istiyor görünüyor” diyen Aksoy, devamında şu ifadelere yer verdi;

“Atılan adımın bankaların döviz mevduatının toplam mevduat içindeki payını düşürme hedefini kolaylaştırması ve bankacılık kârına olumlu etkide bulunması mümkün.

Bununla birlikte, atılan adım bankaların fonlama maliyetlerini yukarı çekecek görünüyor. Bu açıdan bakıldığında bankacılık sistemi kârına net etkinin sınırlı da olsa negatif olacağı görülüyor.

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler öncesinde oynaklığın görece yüksek seyredebileceği görüşündeyiz. KKM ürününde faizin artırılması bu ürünü hisse senetleri piyasası karşısında daha iyi bir alternatif haline getirirken endeks üzerinde baskının önümüzdeki günlerde devam etmesi olası görünüyor.”

ACABA BORSAYA ALTERNATİF OLUR MU?

İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tuna Çetinkaya da bankacılık endeksine ilişkin artan satış baskısının KKM faizinde üst sınırın artırılması dolayısıyla olduğunu söyledi.

Yatırımcılarda, ‘Acaba borsaya alternatif olur mu?’ bakış açısı olduğunu dile getiren Çetinkaya, şöyle konuştu;

“Bankalar bir anda daha fazla faiz ödeme durumuyla karşı karşıya kaldı. Kârların olumsuz etkilenmesi beklentileri de satış baskısını artırdı. Yıllık faiz giderlerinin 140 milyar TL’ye kadar artma olasılığı var. Mevduat faizleri de KKM faizi ile birlikte yukarı mı çekilecek orası biraz karışık.

TL mevduat oranı tutmayınca bu sefer kredi faizleri yükselmeli, o zaman da daha fazla tahvil tutma gereği yaratacak. Tüm bu gelişmelerle bankalar için belirsiz ve zor bir döneme girildi. Satış baskısının derinleşmesi bu nedenlerden.”

‘KKM’DE ARTIŞ TRENDİ YENİDEN BAŞLAYABİLİR’

Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru ise piyasadaki algının bozuk olduğunu belirterek BIST100’de satışın asıl nedeninin yatırımcıların önümüzdeki döneme ilişkin nelerin fiyatlanacağını bilememesi olduğunu dile getirdi.

KKM’de faiz sınırının kalkması sonrası bir miktar paranın oraya gidebileceğini belirten Kuru şu ifadeleri kullandı;

“Bankaların negatif olmasının sebebi ticari kredi ile mevduat makası daralıyor. KKM’de artış trendi yeniden başlayabilir. Girişlerin ufak ufak başlamasıyla KKM hacminin 2 trilyon liralara doğru yükselmesi beklenebilir.

Ama Borsa İstanbul’daki asıl düşüşün nedeni seçim belirsizlikleri ile tasarruf sahibinin önümüzdeki dönemde nelerin fiyatlanacağını bilememesi. Bulutlu süreç biraz daha devam edebilir. Seçime ilişkin anketler netleşip, ekonomiye ilişkin söylemler belli olunca fiyatlamalar normale döner.”

‘SEÇİME DOĞRU DALGALANMALAR ARTACAK’

Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal ise derinleşen satışlarda KKM faiz sınırının kaldırılmasından ziyade bankacılık sektörüne ilişkin son dönemde açıklanan düzenlemelerin etkisi olduğunu dile getirdi.

Düzenlemelerin devamı gelebilir diyen Bal, şöyle konuştu;

“Genel bir satış var. Algoritmik işlemler ve yabancı çıkışı da etkili oluyor. Dördüncü çeyrek finansal sonuçlarıyla beraber yukarı yönlü bir hareket görebiliriz ama seçime doğru yaklaşıldıkça dalgalanmalar artacak. Yıl genelinde volatilitenin yüksek olduğu bir dönem bizi bekliyor.”

Devamını Oku

Aktif Bank Genel Müdürü Adaca: İlk 15 banka arasına girmek istiyoruz

Aktif Bank Genel Müdürü Adaca: İlk 15 banka arasına girmek istiyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca, sektörün bilanço büyümesinde ana lokomotifin krediler olduğunu belirtiyor. 10-14 Ekim haftasında sektörde 2020’den bu yana en düşük TL ticari kredi faiz oranını gördüklerine de dikkat çekiyor. 10-14 Ekim’de haftalık kredi büyümesinde son 2,5 ayın zirvesinin yaşandığını söyleyen Adaca, durgunluğun azaldığına da değinerek, “İlk etapta krediler daha yavaş gitti. Ama şu anda kredilerde faizlerin düştüğünü ve kredilerin doğru kanallara aktığını görüyoruz” diye konuşuyor.

Üst üste gelen regülasyonlar ve para politikasına ilişkin kararlarla bankacılık zorlu bir dönemden geçiyor. Yılbaşından 7 Ekim tarihine kadar sektör, kredilerde yüzde 40 büyüme yakaladı. Bu büyümede lokomotif, ilk dokuz ayda yüzde 66 artış sağlayan TL ticari krediler oldu. Sektörün en büyük yatırım bankalarından Aktif Bank’ın genel müdürü Ayşegül Adaca, “TL ticari kredilerle ilgili yeni bazı ihtiyati tedbirler alındı. Bu da son haftalarda büyümeyi geçmiş döneme göre bir miktar aşağı çekti” yorumunu yapıyor. Ancak Adaca, 10-14 Ekim haftasında TL ticari kredi faizinde, 2020’den bu yana en düşük oran olan yüzde 18,7’yi gördüklerini de vurguluyor. Bu durumu ise “Geçtiğimiz hafta, haftalık kredi büyümesi anlamında son 2,5 ayın zirvesiydi. Durgunluk biraz azaldı” sözleriyle açıklıyor. 2023’ün tüm dünyada resesyon ve savaşın etkileri, Türkiye’de de seçim dönemi nedeniyle zor bir yıl olacağını öngören Adaca, yakın dönemde yenilenebilir enerji yatırım kredilerinde, emtia finansmanı taleplerinde ve son KOSGEB programıyla KOBİ kredilerinde artış yaşanmasını bekliyor. Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca’yla sektörün 2023 yılı görünümünü, mevcut performansı ve bankanın hedeflerini konuştuk:

Kredi ve mevduat tarafında eldeki son verilerle nasıl bir tablo mevcut?

Banka bilançoları toplamı 12,7 trilyona ulaştı. Burada yüzde 35’i aşan bir büyüme görüyoruz. Tabii bu büyümede kurun da etkisi var. Ancak bankaların son 10 yıldır bileşik yıllık büyüme hızları yüzde 12-13’lerdeydi. 2022’de yüzde 35’i geçtiği yani hızlı büyüdüğü bir dönemden bahsediyoruz. 7 Ekim verilerine göre toplam kredilerde yıl başından bu yana yüzde 40 büyüme mevcut. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70 büyüme var. Yani aslında krediler bilanço büyümelerinde lokomotif oldu. Elbette bu dönemde bankaların bilançolarında menkul değer cüzdanları büyüdü. Özellikle yüksek kârlılıkta TÜFE’ye endeksli bonoların olumlu katkısı oldu. Ama bankaların bu büyümeyi sadece menkul değerle gerçekleştirdiğini söylemek haksızlık olur. Kredilerle verdikleri destek son bir yılda yüzde 70 arttı.

Kredi büyümelerinde oranlar nasıl gerçekleşti?

7 Ekim verilerine göre bu yılın başından bu yana TL ticari krediler, bireysel kredilerin iki katı büyüdü. TL ticari kredilerde yıl başına göre yüzde 66, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 84,8 büyüme görülüyor. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları tarafıysa yüzde 33 büyüdü. Burada makro ihtiyati tedbirler etkisini gösterdi. İhtiyaç kredileri yılın başından bu yana yüzde 25 büyüdü. Bu oran, 2021 yılındaki büyümenin altında çünkü vade kısıtlaması amacına ulaştı. Demek ki bu yıl bankalar ağırlıklı olarak desteklerini kurumlara ve büyümeye verdi. Bu arada yabancı para krediler yıl başından bu yana dolar cinsinden yüzde 15 daraldı. Bu da sektörün ağırlıklı TL ticari krediyle kurumsal tarafta büyümeyi fonladığını gösteriyor. Mevduat tarafındaysa sektörde TL mevduatlar iki katına çıktı. 8,1 trilyon TL mevduat hacmine ulaşıldı ve yıllık bazda yüzde 98,5 büyüme mevcut. Bu büyümede hem gerçek hem ticari kişilerde yabancı para mevduatlardan TL mevduata geçişin etkisi var. Kur korumalı mevduat hacmi 1,3 trilyon TL’ye çıktı, payı yüzde 40’lara ulaştı. Yabancı para mevduatta dolar bazında küçülme var, gerçek kişilerde yüzde 10’dan fazla küçüldü.

Bu yılın devamı için nasıl bir tablo göreceğiz?

Önümüzdeki dönem kredilerde bireysel tarafta bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Konut kredilerinde 7 Ekim tarihi itibarıyla büyüme yüzde 18,6. Bu oran aynı şekilde devam eder. Taşıt kredileri yüzde 144 büyüdü ancak bireysel kredi hacminde payı çok az. Taşıt kredisinde bu trend devam edecek, sıfır araç pazarı canlanıyor. Yıl sonunda büyüme yüzde 155-160 olur diye düşünüyorum. Bireysel krediler yılı geçen yıl sonuna göre yüzde 25 gibi bir büyümeyle kapatır. TL ticari kredilerle ilgili yeni bazı ihtiyati tedbirler alındı. Bu da son haftalarda büyümeyi geçmiş döneme göre bir miktar aşağı çekti. Ağustos ayından sonra gerçekleşen regülasyon değişikleri sonrasında kredi talepleri daha durağan bir frekansta gerçekleşti. BDDK verilerine bakıldığında yıl ortasında 13 haftalık yıllıklandırılmış haliyle kredi artışları yüzde 50-60 seviyelerindeyken, son aylarda bu oran yüzde 20 seviyelerine düştü. Öte yandan 10-14 Ekim haftası sektörde yüzde 18,7 TL ticari kredi kullandırım faiz oranı gördük. 2020’den bu yana en düşük faiz oranıydı. Haftalık kredi büyümesi anlamında da son 2,5 ayın zirvesiydi. Durgunluk biraz azaldı. Açılma var, faizler düştü. Kullandırılan TL kredinin hakikaten yatırıma, istihdama, ticarete dönmesi arzu ediliyor. Bu minvalde ilk etapta konu algılanana kadar krediler daha yavaş gitti. Ama şu anda kredilerde hem faizlerin düştüğünü hem doğru kanallara aktığını görüyoruz. Dolayısıyla TL ticari krediler yıl başındaki ivmesinin biraz altında ama yılı yüzde 60-65 bandında büyümeyle tamamlar. Mevduat ise yılı yüzde 60 büyümeyle bitirir diye tahmin ediyorum, lokomotif yine TL mevduatlar olur. Sektör öz kaynak kârlılığında da yılı yüzde 50-55 seviyesinde bitirecek.

Son 2-3 ayda kredi taleplerinde değişiklik gözlemliyor musunuz?

Biz kurumsal segmentte çalışıyoruz. Kurumsal müşterilerin taleplerinde farklılaşma görmüyoruz. Müşteriler, projeleriyle alakalı taleplerini iletiyor. Ancak önümüzdeki dönemde gündemde KOBİ odaklı KOSGEB kredi programı var. KOBİ’lerin iş geliştirme ve yatırım ihtiyaçları için güzel bir destek paketi çalışılıyor. Yüksek enflasyon ve beklenen potansiyel resesyonla KOBİ’lerin de kendilerini pozisyonlaması gerekecek.

Sektörde kredi tutarlarının azaldığı, vadelerin kısaldığı konuşuluyor. Bu tablo devam ediyor mu?

Bizim çalıştığımız kurumsal segmentte böyle bir durum olmadı. Çünkü zaten bizim müşteri gamımız çok kurumsal, Türkiye genelinden ayrışıyor olabilir. Enerji, emtia finansmanı, dış ticaret şirketleriyle çalışıyoruz, yabancı para kredi de kullandırıyoruz. Biz TL tarafında zaten sektörden daha küçük bir damara sahibiz. Bu nedenle hissettiğimiz bir vade değişikliği veya tutar küçülmesi yok.

Merkez Bankası politika faizini 150 baz puan indirerek yüzde 10,5’e çekti. Bu adımın sektöre etkisi nasıl olacak?

Öncelikle bireyleri ilgilendiren tarafta kredi kartı gibi gecelik fonlamaya bağlı fonlanan ürünlerin faizleri düşer. Ayrıca değişken faizli birtakım menkul kıymetler var, bu durum onların getirilerini ve KKM mevduatının faizini aşağıya alır. Dolayısıyla bankaların fonlama maliyetleri geriye gider ve bu da ticariyle kurumsal segmentte fiyatları biraz daha aşağıya alabilir.

Yani kredi faiz oranlarının daha düştüğünü göreceğiz…

Evet, aslında hükümetimizin de bu stratejiyle amaçladığı bu. Çünkü dünyada sürekli konuşulan ve artık işaretleri belirginleşen bir resesyon var. Özellikle Avrupa’da adı net konuldu, ABD’de işaretler karışık ama seziyorlar. Avrupa’daki bu ortam Türkiye’yi çok etkiler. Dolayısıyla böyle bir durgunluk ihtimalini “bypass etmek” üzere bir strateji olduğunu düşünürsek ticari şirketler işlerine devam edecek ki Türkiye’de hareket, istihdam devam etsin… Ekonomi takımı ekonomiyi oluşturan tüm unsurların canlı kalmasını arzu ediyor, tüm stratejiler de bu yönde.

Peki gelecek yıl için nasıl öngörüleriniz var?

Dünyada hemen yanı başımızdaki savaşın Türkiye’ye etkilerine, dünyadaki resesyon ihtimalinin tüm dünyaya sirayet etmesi olasılığına bakmamız gerekiyor. Uzakdoğu, Çin ve Hindistan’da bunun işaretlerini görmeye başladık. Bu mutlaka Türkiye’ye de sirayet edecektir. Global resesyondan etkilenmeden çıkmak imkansız. Yine savaş nedeniyle enerji arzı ve fiyatlarıyla ilgili sıkıntılar var. Ukrayna ve Rusya Türkiye’yle ilgili iki ülke olduğundan turizmden dış ticarete kadar etkileri oldu ve buralardaki daralmalar etkisini sürdürecek. Sonuçta 2023, zor bir yıl. Global perspektifte dünya umarım kalıcı izler bırakmayacak bir dönemden geçecek. 2023, resesyonla mücadele yılı olacak. Daha sıkı para politikalarının olacağı, faizlerin yükselmeye devam edeceği ve bunların etkilerini göreceğimiz bir yıl olacak. Ülkemizde bir de seçim dönemi var. Her seçim dönemi olduğu gibi bu dönemde de ekonomiye biraz hareketlilik gelebilir. Seçim sonrası ekonomi takımlarının politika değişiklikleri olur mu bilmiyoruz. Bilinmezleri bol bir yıl 2023. Ama dünyadaki gelişmelerin etkilerini daha çok önemsiyorum.

Bankacılık açısından nasıl bir yıl bizi bekliyor?

2023’te bankacılıkta 2022’deki kadar yüksek büyümeler olmaz. Baz etkisiyle enflasyonun 2022’nin daha altında olacağını düşünürsek ki yüzde 25-30’lar konuşuluyor. Sektörde büyüme de bu yılki kadar olmaz. Gelecek yıl, bu yıla benzer büyüme alanları olacağını, rasyoların benzer dağılacağını düşünüyorum. Enflasyon nedeniyle bireysel tarafta sınırlamaların korunması gerektiğine ben de inanıyorum. Kişisel görüşüme göre 2023’te ağırlıkla kurumsal, ticari ve KOBİ kanadında büyüme olacaktır. 2022’de hem bireylerin ödeme gücü arttığı hem kredi hacmi büyüdüğü için sorunlu alacak oranı düştü. Gelecek yıl da burada ne bireylerde ne kurumlarda bir bozulma beklemiyorum. Tüm çaba, Türkiye’nin resesyondan etkilenmemesi adına… Bu süreçte üretim ve ihracat da artıyor. Böyle bakıldığında özel bir bozulma beklemiyorum. Kârlılıkta da 2022’nin özel bir yıl olduğunu unutmamak lazım. 2023 ile hazine biriminin kârlarının biraz düşeceği, yeniden daha sürdürülür alanlarda iş birimlerinin, kredi ve hizmet veren ekiplerin yarattığı kârların bilanço içinde payının artacağını düşünüyorum. 2023’te özkaynak kârlılık oranı, baz etkisiyle azalacaktır.

Proje finansmanlarına konu olan büyük yatırım kredileri ne zaman gerçekleşecek?

Belki 2024 yılı daha uygun olur. Bu, yatırımcının iştahıyla ilgili bir durum. Büyük yatırımlar daha öngörülebilir bir ortam gerektiriyor. Bu yatırımlar, ağırlıkla yabancı parayla ve uzun vadeli olduğu için değişken faizle fonlanıyor. Özellikle fiyatlama konusunda yatırımcıların fizibilite yapabilmesi, finansal maliyeti projekte edebilmeleri gerekiyor. Bu nedenle büyük yatırım kredileri 2024 yılına kayar diye düşünüyorum. Yalnız bu dönemde yenilenebilir enerji alanına büyük talep var. Ağustos ayında yenilenebilir enerjiyle ilgili bir düzenleme çıktı. Bölge sınırlaması kalktı ve belli vergi teşvikleri geldi. Depolamalı yenilenebilir enerji yönetmeliğiyle bu konuda irili ufaklı birçok talep geliyor. Hatta Aktif Bank olarak biz de banka ve iştiraklerimizin harcadığı enerjiyi karşılamak üzere kendi GES yatırımımızı yapıyoruz, arsamızı bulduk. Bu alanda yatırım kredisi taleplerinin artmasını bekliyoruz. Ayrıca tahıl gibi emtia fiyatları hareketli. Bu nedenle emtia finansmanı, emtia ticaretinin çok hareketlendiğini görüyoruz. Bizim alanlarımızdan değil ama turizmin de canlandığını gördük. Şimdi KOBİ segmentinde hareket göreceğiz, amaca uygun kullanılan krediler verilecek.

“İLK 15 BANKA ARASINA GİRMEK İSTİYORUZ”

ORTA VADE PLANI 5 yıllık bir büyüme planımız var. Şu an sektörde aktif büyüklükte 25’inci sırayla ortada bulunuyoruz. Öte yandan kârlılık, müşteri sayısı, bireysel bankacılık payı, kart penetrasyonu gibi noktalarda şaşırtıcı pazar paylarımız var. Örneğin bireysel kredilerde pazar payımız yüzde 1,5’lerde, ikinci grup bankaların paylarının üzerindeyiz. Kârlılıkta sektörde ilk 5 banka arasındayız. 5 yılda kendimize biçtiğimiz rol, aktif büyüklükte ilk 15’e girmek. İkinci grup bankalar arasında olmak istiyoruz. Bankamızın bu yıl ilk dokuz ayda aktifleri yüzde 25 büyüdü, 2021’de bu oran yüzde 40’tı. Bu yılı aktif büyüklükte yüzde 35’in üzerinde büyümeyle kapatırız. Mevcut büyümeye krediler eşlik etti. Bu yıl ilk dokuz ayda kredilerimiz de yüzde 25 büyüdü. Kurumsal kredilerde ilk dokuz ayı yüzde 14 ve bireysel kredi hacminde yüzde 27 büyümeyle tamamladık. Özkaynak kârlığında da yılı yüzde 55-60 seviyelerinde bitireceğimizi tahmin ediyorum.

Müşteri hedefi Türkiye’de örneği olmayan bir ekosisteme sahibiz. Trafiğimiz sadece bankacılık faaliyetlerimizden değil aynı zamanda iştiraklerimizden de geliyor. Örneğin fatura ödeme şirketimiz Pay N Kolay, faturasını peşin ödeyen bir segmente hitap ediyor. 3 milyon kişi faturasını elden ödemek istiyor. Bu kitlenin finansal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yaptığımız denemelerle çok tecrübe edindik. Passo ile de gençleri tanıyoruz. Para transferi şirketimiz UPT ile Türkiye’de yerleşik yabancıları tanıyoruz. Bu kadar küçük bir operasyonla şubeleşmeden tamamen dijital ve ekosistem bankacılığıyla 14 milyon müşteriye dokunuyoruz. Bu rakamın en az 4-4,5 milyonu bankasız segmentten geliyor. Bu 14 milyonun üçte biri bankamızla aktif çalışanlar. Bu sayıyı büyütmek istiyoruz.

“KOBİ’LERE ÖZEL PLATFORM”

LANSMAN 2023’TE Dijital bankamız N Kolay’ı 1,6 milyon kişi kullanıyor. Son bir yılda 1 milyon kişiyi N Kolay mobil uygulamamızın kullanıcısı haline getirdik. Şubeleşmeyi düşünmüyoruz, kurumsal ve özel bankacılık faaliyetlerine devam edeceğiz. Şube sayımız 15’i geçmeyecek. Bireysel bankacılığı ve KOBİ bankacılığını dijital kanaldan yapacağız. KOBİ segmentine yönelik bir servis modeli çalıştık. Gelecek yıl KOBİ’leri hayatımıza koyacağız. KOBİ segmentini hedefleyen tüm bankacılık hizmetlerini sunan bir platform bankacılığı peşindeyiz. Bunu API platformumuz Apilion üzerine kuruyoruz, gelecek yıl ortası ayrı bir markayla lansmanını yapmayı düşünüyoruz. Niyetimiz ilk yıl 200-300 bin KOBİ müşterisine erişmek, ileride arzumuz 1 milyon.

Dış ticaret Kurumsal tarafta zaten odaklı gidiyoruz, odağımızı değiştirmeyiz. Dış ticareti çok önemsiyoruz. Geçen yıl dolar bazında dış ticaret hacmimiz 3 kat, komisyon gelirlerimiz 2,5 kat arttı. Müşteri sayımızı da 3 katına çıkardık. Daha uzak ve ilişkisi kurması daha zor coğrafyalarda aktifiz. Bazı coğrafyalarda örneğin Afrika’da lideriz, bunu sürdüreceğiz. Türki Cumhuriyetler, MENA ve Afrika’yı ana bölge edindik. Bir de servis modeli bankacılıkta Apilion ile hem finteklerle hem müşteri kitlesine sahip ve gömülü finans hizmetlerine ihtiyaç duyan çok fazla firmayla el sıkışma aşamasındayız. BBDK’dan son izinleri bekliyoruz.

Yurt dışı odağı Ayrıca iştiraklerimizle yurt dışı hedeflerimiz var. Kurduğumuz Aktif Tech ile teknoloji anlamında ürünleştirilebilir tüm becerilerimizi bir teknopark şirketinde topluyoruz. İlk etapta ödeme sistemlerimizi ve stadyum geçiş sistemlerimiz koyduk. Cezayir’de 12 stadyumun teknik giydirmesini, Katar’da yeni stadyumun geçiş sistemlerini yaptık, Senegal’de biletleme ve geçiş kontrol sistemi kurduk. Balkanlarda iki bankanın ATM’den POS sistemlerinden kartlı ödemeye kadar tüm sistemlerini üzerimize alıyoruz. Gelecek yıl içinde bu projeleri bitireceğiz. Avrupa’da potansiyel üç-dört projemiz daha var. UPT tarafında Avrupa’da bir lisansla faaliyetlerimize başlayacağız. Türki Cumhuriyetler ve MENA bölgesinde faaliyet yapabilmek için lisans ve şirket kurulumlarına başladık. Elçin Cirik/Capital

Devamını Oku

Kripto para yatırımcıları bu haberle rahatladı

Kripto para yatırımcıları bu haberle rahatladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

EKONOMİMANSET.COM/DIŞ HABERLER

Kurulacak sistem, stabilcoinlerin rezervler kalitesini onaylamaya yönelik analizleri içerecek.
Mayıs ayında dolara sabitlendiği öne sürülen TerraUSD’nin çöküşü kripto piyasasında büyük bir depreme yol açmıştı. Binlerce yatırımcının panik halinde şirketlere hücum etmesiyle sadece birkaç hafta içinde kripto piyasası 900 milyar dolar değer kaybetmiş, sektörün önde gelen bazı kurumlarının da iflasına sebep olarak krizin daha da derinleşmesine sebep olmuştu.
Gelişmeler üzerine ABD ve AB yöneticileri stabilcoin ihraç eden şirketlerin mali durumunu daha net bir şekilde ifade etmesi yönünde baskı yapmaya başladı.
CryptoCompare’in en son stabilcoin raporuna göre pazardaki en büyük oyuncu Tether. Ekim 2021’den bu yana USDT’nin pazar payı %0,82 artışla 66,7 milyar dolara yükseldi ve toplam pazar payı %48,7’ye çıktı.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.