Dijital cüzdanlar: Eski bir iş modelinden geleceğin çok katmanlı platformlarına
Avrupa’nın ortak dijital cüzdanı olma vizyonuyla EPI tarafından geliştirilen Wero, mevcut ödeme girişimlerinin tahtını sarsabilir. Türkiye ise güçlü bir başlangıç yaptığı bu alanda biraz geride kaldı. Türk tüketicilerin Avrupa’dakilerin aksine aynı anda birden çok ödeme yöntemi kullanma alışkanlığı, sadakat oranlarının düşük olmasına yol açıyor...
İlgili Etiketler

PSM // ÖZEL HABER
Dijital cüzdanlar, dijital finans devriminin ilk kilometre taşlarından biri olarak hayatımıza girdi. Fintek ekosisteminin ilk yıllarında büyük bir heyecanla karşılanan bu çözümler, zamanla tek başlarına sürdürülebilir bir iş modeli yaratmakta zorlandı. Ancak bu, dijital cüzdanların hikayesinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine, finansal hizmetlerin dönüşümünde hâlâ kilit bir rol oynuyorlar.
90’ların sonundan bu yana hayatımızda olan dijital cüzdanların geleceği, yalnızca teknolojik yeniliklere değil, stratejik vizyona ve kullanıcı ihtiyaçlarını derinlemesine anlamaya da bağlı.
Dijital cüzdanların evrimi: Neler değişti?
2000’li yılların başında neredeyse tüm ödeme yöntemlerinin yerini alacağı öngörülen dijital cüzdanların, beklenen kullanıcı sayısına ulaşamaması nedeniyle çoğu bağımsız çözüm zamanla bankalar ve markalar tarafından satın alınarak müşteri sadakati yaratmaya odaklanan birer araca dönüştü. Bu noktada uzun vadede başarılı olan uygulamalar “silo ödeme yöntemi” olarak kullanılan Zelle, MobilePay, Bizum gibi örnekler ve Alipay, PayPal gibi geniş müşteri kitlesine sahip teknoloji şirketleri oldu.
Apple Pay ve Google Pay gibi büyük markaların pazara girişi, bağımsız cüzdanlara ilgiyi gölgede bıraksa da dijital cüzdanların devri kapanmış değil. Özellikle dijital kimlik ve gömülü finans trendlerinin yükselişiyle birlikte, bu alandaki hareketlilik yeniden hız kazandı.
Berlin’de her yıl mart ayında düzenlenen Merchant Payment Ecosystem (MPE) 2025 etkinliğinde mükerrer olarak sorulan sorulardan biri de cüzdanların ödeme sektörünün geleceğinde kritik bir role sahip olup olmadığıydı. Nitekim etkinlik esnasında yapılan anketlerde cevap netti: Evet, ancak bir dönüşüm gerekiyor.
Global ödeme uzmanı David Birch’in MPE Positivity Magazine’de de yer alan sözlerinde olduğu gibi: “Bir cüzdan stratejisi, ödemelerden çok daha fazlasını kapsamalı.”
Starbucks Wallet gibi belirli kullanım alanlarına odaklanan, kişiselleştirilmiş deneyim sunan modeller bu dönüşümün öncüsü olabilir.

Avrupa’da dijital cüzdanların çıkmazı ve yeniden doğuş çabası
Avrupa’daki regülatörler yıllarca tüm üye ülkelerde kullanılacak ve PayPal gibi Amerikalı örneklere rakip olacak bir mobil cüzdanın altyapısı üzerinde çalışmalar yapsa da bu çalışmaların çoğu strateji uyumsuzluğu kaynaklı olarak bir sonuca ulaşamadı. İspanya, İtalya, Polonya, Danimarka gibi küçük pazarlarda başarılı örnekler ortaya çıksa da Almanya, Fransa gibi daha büyük pazarlardaki yerel cüzdanların yeterince yaygınlaştırılamadığına şahit olduk.
Kasedi ileriye sardığımızda banka ve perakende marka cüzdanları dışında PayPal, Apple Pay, Google Pay örneklerinin Avrupa’da halen popüler olduğunu görüyoruz. Yerel cüzdanlar ise kullanıcı kaybı, düşük işlem hacimleri ve azalan müşteri bağlılığı gibi sorunlarla yüzleşiyor.
Tam da sektörün konsolidasyona gittiği bir dönemde sahneye çıkan P2P (peer-to-peer) çözüm Wero, bu dengeleri sarsmaya aday. Avrupa Ödeme İnisiyatifi (EPI) tarafından geliştirilen Wero, kıtanın tamamında ortak kullanılabilecek bir dijital cüzdan olma vizyonuyla ilerliyor. Faaliyete başladığı 2024 yılının kasım ayında 14 milyon kullanıcıya ulaşan ve Revolut gibi fintek girişimleriyle iş birlikleri yapan Wero, başarılı bir başlangıç yaptı.
Wero, Avrupa çapındaki yegâne cüzdan olma hedefine ulaşırsa pazardaki cüzdan ve ödeme sektörünü altüst ederek ödeme girişimlerini işlevsiz hale getirebilir.
Her ne kadar Wero’nun piyasa lansmanı başarılı olsa da projenin bir inovasyon projesinden ziyade Avrupalı yasa koyucuların uluslararası ödeme sistemlerine olan bağımlılığını azaltma gayesi güden politik bir proje olduğu düşünüldüğünde, ürünün uzun vadeli olması için müşteri odaklı bir stratejiye geçiş yapması gerekecek.

Türkiye: Güçlü bir başlangıç, eksik kalan bir hikaye
Türkiye, genç ve teknolojiye yatkın nüfusu sayesinde dijital ödeme çözümlerinin hızla benimsendiği bir pazar. 2012 yılında BKM Express ile başlayan bu serüven, birçok yeni yerel çözümle genişledi. Ancak bu çözümler henüz sürdürülebilir ölçeklenebilirliğe ulaşabilmiş değil.
Asıl sınav ise Apple, Google gibi küresel devlerin pazara tam anlamıyla giriş yapmasıyla başlayacak. Türk tüketiciler, yeniliklere açık ve aynı anda birden fazla ödeme yöntemi kullanmaya alışık. Bu da müşteri sadakatinin düşük olmasına ve uluslararası çözümlere hızla adapte olabilmelerine zemin hazırlıyor. İnovatif ürünlere meraklı tüketicilerin yurt dışında gözlemledikleri uluslararası cüzdan ürünlerini deneyimlemek isteğiyle yerel cüzdanlar ve ödeme yöntemlerini bir süre de olsa ikinci plana atma ihtimalleri bulunuyor. Bu noktada sadece bir ödeme yöntemi olarak kalmayarak müşterilerine farklı kullanım alanları sunan markaların rekabet güçlerini koruyarak yeni değer alanları yaratması söz konusu.
Bu dinamik pazarda ayakta kalmak isteyen yerel cüzdanların amacı sadece ödeme aracı olmaktan fazlası olmalı. İşe yarayacak stratejileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
• Kullanıcı verisini analiz ederek kişiselleştirilmiş sadakat programları geliştirmek.
• Dijital kimlik ve güvenlik çözümlerini entegre etmek.
• Teknik aksaklıkları azamiye indirmek ve onboarding (müşteri edinim) süreçlerini kusursuz hale getirmek.
• Sürekli değişen ihtiyaçlara ve güvenlik beklentilerine proaktif yanıt verebilmek.
• Diğer yerel ve uluslararası platformlarla ve markalarla iş birliği yaparak açık bir ekosistem yaratmak (rekaberlik).
Başka bir deyişle uzun vadede başarılı olmak isteyen cüzdanların kullanıcı odaklı, hayatın her alanına değer katan ve müşteriye sürekli kullanım için sebep veren platformlara dönüşmesi gerekiyor.
Dijital ve mobil cüzdanlar için Amerika, Avrupa ve Çin gibi örneklerin yakın takibi önemli olsa da Türkiye’deki dijital ödeme yöntemlerine aşina ve yeniliklere açık kitlenin kendine has davranışları göz ardı edilmemeli. Türk tüketicilerin Avrupa’daki müşterilerin aksine aynı anda birden çok ödeme yöntemi kullanma alışkanlığı sadakat oranlarının düşük olmasına yol açıyor. Bu doğrultuda başarı için kilit adımlar da şöyle sıralanabilir:
• Katma değerli hizmetler geliştirmek.
• Yeniliklerle müşterinin dikkatini sürekli taze tutmak.
• Müşteri deneyimini sadeleştirip kusursuzlaştırmak.

İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
