PSM logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Gündem

İlham veren güçlü kadınlar: Şebnem Elif’in fintek yolculuğu...

“Kariyerin başında birçok kadın sadece çok çalışmanın yeterli olacağına inanıyor. Ancak iş dünyası bundan fazlasını istiyor...”

İlham veren güçlü kadınlar: Şebnem Elif’in fintek yolculuğu...

PSM // TÜLİN ÇAKMAK


Bu sözü aslında Şebnem Elif Kocaoğlu Ulbrich’in gerek Türkiye gerekse Avrupa’da şekillenen etkileyici kariyerinin kısa bir özeti gibi.

Ankara’dan Berlin’e uzanan bir yolculuk, hukukla başlayıp fintekle yeniden yazılan bir kariyer; içinden öğrenme, cesaret, kırılma anları ve ilham geçen bir hikâye...

Bu röportajda onu sadece mesleki başarılarıyla değil kendini keşfetme yolculuğuyla, girişimciliğin iniş çıkışlarıyla, kadın olmanın iş hayatındaki yansımalarıyla birlikte tanıyacaksınız. Ve belki de kendi yolculuğunuza dair yeni sorular sormaya başlayacaksınız...


 

Önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ankaralıyım. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Galatasaray Üniversitesi’nde özel hukuk alanında yüksek lisans yaptım. Hukukla başlayan kariyerim, uluslararası hukuk bürolarında geçen 6 yılın ardından, DenizBank’ta bankacılık sektörüne evrildi. Kurumsal hayat ve yer aldığım ilginç projeler bana çok şey kattı ama içimdeki girişimcilik tutkusu hiç dinmedi. 2013’te Almanya’ya taşınıp Bucerius & WHU’da burslu olarak işletme ve girişimcilik mastırını tamamladım ve fintek dünyasına adım attım.

Berlin’de FinLeap, Cringle ve Lendico gibi girişimlerde ürün, iş geliştirme ve strateji alanlarında görevler aldım, yöneticilik yaptım. Bu süreçte Türkiye’nin fintek odaklı ilk yüksek lisans tezini yazdım ve “The PAYTECH Book”, “The AI Book,” “The LegalTech Book” ve “Blokzincir: Sektörleri Dönüştüren Teknoloji” gibi uluslararası yayınlara katkı sunma fırsatım oldu. 2019’da butik bir danışmanlık şirketi olan Contextual Solutions’u kurdum.

Ekibimizle teknoloji, ürün ve strateji danışmanlığı, eğitimler ve koçluk hizmetleri sunuyoruz, Avrupa ve Türkiye’nin önde gelen şirketleriyle çalışıyoruz. Ayrıca FinTech İstanbul’un Almanya temsilcisiyim ve 2024’te “LinkedIn Top Voice” seçildim.

 

Türkiye’den Almanya’ya uzanan serüveninizde kariyerinizde unutamadığınız bir dönüm noktası var mı? Bu deneyim size ne öğretti?

Olaylardan çok iz bırakan insanlar var. Kariyerim esnasında tanıştığım herkes bir şekilde bende negatif veya pozitif bir iz bıraktı ve bir şekilde kariyerimi şekillendirdi. Ama tek bir dönüm noktası seçmem gerekirse, Türkiye’de çalıştığım dönemde yaşadığım bir işe alım süreciydi. Bir gün ekiptekilerden daha az deneyimli ve kıdemli biri, daha yüksek maaşla işe alındı ve birkaç ay içinde terfiyle ayrıldı. O an anladım ki sadece iyi okullardan mezun olmak ve çok çalışmak yetmiyor. İş dünyasında görünür olmak, ilişki kurmak, doğru iletişim ve özgüven de en az teknik beceriler kadar önemli. Bu farkındalık kariyerimin yönünü değiştirdi.

Girişimcilik yolculuğu açısından dönüm noktası ise 2022’de yaşandı. O yıl Avrupa Birliği’nin kadın girişimcilere yönelik burs programı The Break’e seçildim ve bir ay boyunca İspanya’da girişimcilik eğitimi aldım. Günlük koşturmacadan uzaklaşıp sadece iş geliştirmeye odaklanmak, hem bana hem şirketimize yeni bir soluk getirdi. Bazen yeni bir perspektif kazanmak için alıştığımız rutinden bilinçli olarak çıkmak gerekiyor. Artık bu tarz yaratıcı molaları düzenli hale getirerek tıkanıklıkları önlemeye çalışıyoruz.

 

Girişimci olma kararınız ve sonrasındaki gelişmeler nelerdi? “Fırsatlar ve zorluklar” dersek neler anlatırsınız?

Girişimcilik hayaliyle Almanya’ya gelsem de bu adımı atmam zaman aldı. Hem yabancı hem kadın hem de hukuk kökenli biri olarak önyargılarla karşılaştım. Bu sebeple bir süreyi çalışıp kendimi ispatlayarak ve girişimcilik ekosisteminin inceliklerini anlayarak geçirdim. Kendimi hazır olduğuma ikna etmem çok süre aldı, sürekli kendime yeni hedefler koyarak girişimcilik hayalini geciktiriyordum. En sonunda “ya şimdi ya asla” dedim. İlk adımı atınca gerisi geldi.

Avrupa'da girişimcileri destekleyen birçok mekanizma olsa da kadın girişimciler için hâlâ birçok engel var. Zamanla bu durumu avantaja çevirmeyi öğrensem de hem kadın hem göçmen olduğum için iki kat efor harcamam gerekti.

Bu yolculuk bana en büyük gücün doğru bir çevre, destekleyici bir ağ olduğunu öğretti. Bu yolculukta tanıdığım insanlardan yeni şeyler öğreniyorum. Beraber denemeler yapıyor, birbirimizi ileri taşımaya çalışıyoruz ki bu da girişimciliğin en tatmin edici yanlarından biri. Girişimcilik aslında girişimciye ve çevresine bir ayna tutuyor. Yardımlaşma kültürü, girişimciliği sürdürülebilir kılıyor.

 

Yıllardır içinde bulunduğumuz fintek dünyasını Almanya ve Türkiye olarak ele alırsanız; kadın liderliği, kadın istihdamı ve eşitlik konularında neler söylemek istersiniz?

Avrupa’da kadınların işe alımda ve temel haklar konusunda korunduğunu söyleyebiliriz. Doğum izni, eşit işe eşit ücret gibi konular oturmuş durumda. Ancak yönetim seviyesine çıktıkça bu eşitlik azalıyor. Mevzuattaki kotalara rağmen kadın yöneticiler hâlâ azınlıkta, yadırganıyorlar ve sürekli bir rekabet içinde kalıyorlar. Bu da daha sert, bireyselci lider profilleri ortaya çıkarıyor.

Türkiye'de ise temel kadın haklarında ve istihdam dinamiklerinde eksikler olmasına rağmen, üst düzey kadın yönetici sayısı daha fazla. Kurumsal hayatta kadınlar daha görünür ve birbirlerini destekleme konusunda daha güçlüler. Empati, dayanışma ve liderlik Türkiye'deki kadınlarda çok daha dengeli bir şekilde ilerliyor.

 

Bir girişimci olarak, kariyerinin başındaki kadın yönetici adaylarına ilk tavsiyeniz ne olur?

Kariyerin başında birçok kadın sadece “çok çalışarak” yükseleceğine inanıyor. Ancak bu yeterli değil. Ağ kurmak, kurum içi ilişkileri geliştirmek, görünür olmak da en az işini iyi yapmak kadar önemli. Kurumdaki diğer departmanları tanıyın, kurumun iç dinamiklerini anlayın, inisiyatif alın, sizi farklı kılan yönlerinizi keşfedin. Bu farklar terfi ve dönüşüm zamanlarında sizi bir adım öne taşıyacaktır.

 

2025 hedefleriniz ve gelecek planlarınızı öğrenebilir miyiz?

2025 belirsizliklerle dolu ama bu dönemi fırsatlara açık geçiriyoruz. Geleceği öngörmek zor ama esnek olmanın avantaj sağladığı bir dönem. Biz de kısa vadeli planlar ve esnek bir stratejiyle büyüme sürecimizi devam ettirmek için yeni imkanlar yaratıyoruz.

Kendi adıma hedefim bu yılı daha pozitif geçirmek. Kırılma ve belirsizlik döneminde ruh sağlığını korumak için haftalık olarak mutlaka bana iyi gelen bir aktiviteye zaman ayırıyorum. Bazen küçük rutinler bile büyük fark yaratıyor.

Bir de uzundur üzerinde uğraştığım bir kitap projesi var, bu sene onu hayata geçirmek için gerekli adımları atmayı planlıyorum.

 

Fintek dünyası sürekli değişiyor ve dönüşüyor. Bu dinamik yapı içinde çalışmak sizi nasıl motive ediyor?

Benim için fintek sadece bir sektör değil, sürekli gelişen bir öğrenme alanı. Yeni teknolojileri, iş modellerini, regülasyonları takip etmek ve yeni insanlar tanıyarak çalışmalarını anlamak beni zinde tutuyor. Hafta sonu ve tatiller dahil bültenlerden gelişmeleri takip eder, alanla ilgili kitap ve yayınları okumaya çalışırım. Merakımı canlı tutan bir alan olduğu için zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Her gün yeni bir şey öğrenmek işimin en heyecanlı yanı.

 

Türkiye’de fintek ekosisteminin gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu değişim içinde kadınların etkisi ve katkısı hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye fintek konusunda son derece yaratıcı ve hızlı. Altyapı ve mevzuat kısmında hâlâ eksikler var ama girişimcilerin motivasyonu ve kararlılığı bu boşluğu kapatıyor.

Bu başarıda kadın yöneticilerin, kadın girişimcilerin payı çok büyük. Kadın girişimciler ve yöneticiler sınırlı kaynaklarla çok değerli işler başarıyor. Empati, yaratıcılık ve dayanışma kültürü kadınların katkısını ekosisteme net bir şekilde yansıtıyor. Gerçekten “kadın eli değen” yerlerin fark yarattığını ve ekosistemdeki eksikleri kapattığını görebiliyorsunuz.

 

Kız çocukları ve genç kadınlara yönelik sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor musunuz?

Evet, özellikle üç alanda aktifim: Kadın dayanışması, girişimcilik ve göçmen destek projeleri. En unutulmaz deneyimlerimden biri, Almanya’da mülteci kız çocuklarıyla yürüttüğümüz gönüllü entegrasyon projeleriydi. Oyun oynayarak, mutfakta kurabiye yaparak, sinema ve kültür aktiviteleri organize ederek ortak dil olmadan bile güçlü bağlar kurduk. Küçük bir destek bile bazen büyük bir fark yaratıyor.

Girişimci mentörlük faaliyetlerine ek olarak Westerwelle gibi organizasyonlar aracılığıyla göçmen girişimcilerle çalışıyorum. Bütün bu çalışmalar sayesinde Mısır’dan Ekvador’a çok güzel mentörlük ilişkileri kurduk, ben de bu sayede çok şeyler öğrendim.

Bunun dışında halen üyesi olduğum Istanbul Blockchain Women, WBN Türkiye gibi harika kadın network’leri ve yerel gruplar aracılığıyla hem mesleki olarak gelişiyorum hem de inisiyatifleri takip ediyorum. Özellikle WBN’nin kız çocukları ve genç kadınların kariyer yolculuğuyla ilgili çok gurur duyduğum, harika projeleri var, ilerleyen zamanlarda bu projelere daha aktif katılmayı planlıyorum.

 

İş dışında sizi tanımak istesek, hayatınıza keyif katan hobileriniz neler?

Yoğun, hareketli ve sosyal bir iş hayatım olduğu için özel hayatımda dengeyi arıyorum. Seyahat etmeyi, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı ve yazı yazmayı çok severim. Doğada vakit geçirmek, su sporları ve müzeler beni mutlu eder. Psikoloji, tarih, politika ve teknolojiye meraklıyım. Bu alanları sürekli takip eder ve araştırmalar yaparım.

Ailecek hayvanları çok seviyoruz ve sokak hayvanlarına destek veriyoruz. En büyük hayallerimden biri de bir gün onların Türkiye’de güvenle yaşayabileceği bir alan kurmak.

 


Ve eklemek istedikleriniz…

Hikayeme yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Umarım bu satırlar, kariyerinde yol arayan birilerine cesaret verir. Kadınların iş hayatında görünürlüğü, dayanışması ve birbirine el uzatması için bu gibi inisiyatifler çok değerli. Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederim.

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.