PSM logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Banka

QNB Türkiye, “net sıfır” hedefine müşterileriyle birlikte yürüyecek

“Minik Eller Büyük Hayaller” platformuyla 10 yılda 750 bin çocuğa dokunan QNB Türkiye, son 2 yılda “net sıfır” karbon hedefi başta olmak üzere sürdürülebilirlik bağlantılı projeler için 3 milyar dolar kaynak ayırdı...

QNB Türkiye, “net sıfır” hedefine müşterileriyle birlikte yürüyecek

PSM // ÖZEL HABER


QNB Türkiye, Habitat Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle yürütülen “Su ile Hayata” projesi kapsamında Gaziantep’te çocuklarla bir araya geldi. QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ile UNDP Bölge Koordinatörü Hamit Doğan’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada çocuklar, suyun döngüsünü, su tasarrufunun önemini ve doğayla kurulan bağı uygulamalı atölyelerde deneyimledi.

QNB Türkiye, 2015 yılında kurduğu “Minik Eller Büyük Hayaller” sosyal sorumluluk platformunun çevresel sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarından biri olan ve geçen yıl başlayan “Su ile Hayata” projesi, 7-14 yaş arası çocuklarda suyun değeri, su tasarrufu ve çevresel farkındalık konularında bilinç geliştirmeyi hedefliyor.


QNB Türkiye CEO’su Ömür Tan, gezi kapsamından düzenlenen basın toplantısında, grubun kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik çalışmalarına verdiği önemi vurgulayarak şu bilgileri paylaştı:

“Minik Eller Büyük Hayaller platformuyla 10 yılda 750 bin çocuğa ulaşmak bizim için müthiş bir başarı oldu. Anne babaları ve kardeşlerini de düşünürseniz etki alanının ne kadar yüksek olduğunu anlayabilirsiniz. Proje kapsamında çocuklarımıza matematiği, kodlamayı-yazılımı, teknolojiyi öğrettik. Tiyatro ve sinema etkinlikleriyle buluşturduk.”

 

2050 için “net sıfır” sözü

Tan, QNB Türkiye’nin özellikle son 2-3 yıldır sürdürülebilirliğe daha fazla önem verdiğine işaret ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bankada yaklaşık 2 yıl önce organizasyonel yapılanmamızı buna göre değiştirdik ve sürdürülebilirliği merkezimize koyduk. Öncelikle kendi sorumluluklarımızı netleştirelim dedik, farkındalıklar yarattık. Ama elbette bu konunun en büyük etki alanı, bankanın sorumluluğu ve bizim büyüklüğümüzle bağlantılı. En büyük etkiyi, finanse ettiğimiz projeler, müşteriler ve onların değer zincirleri üzerinden yaratıyoruz. Burada söz konusu değer zincirlerinin içine dokunan her şeyden bahsediyoruz.

Bu doğrultuda 2050 yılı için ‘net sıfır’ sözü verdik. Bu taahhüdü hem kendi karbon emisyonumuz, hem müşterilerimizin kendi etki alanlarındaki karbon emisyonu hem de onların satış yaptığı müşteri zincirindeki karbon emisyonu için veriyoruz. Bunun için birçok sistematik oluşturduk ve halen de üzerinde çalışıyoruz. Söz konusu taahhüt doğrultusunda birçok büyük proje geliştirdik. Kredi komitelerimiz de dahil olmak üzere, riskleri değerlendirirken müşterilerin çevresel etkilerini pozitif ve negatif yönleriyle ciddi anlamda ele alıyoruz.”

 

“Sınırda karbon” ihracatçıyı zorlayacak

Tan, karbonun sadece çevresel faktörler değil, rekabet avantajı anlamında da gelecekte çok fark yaratacak bir konu olduğunu şu sözlerle izah etti: “En basit örneğiyle, 2026 yılında ‘sınırda karbon’ düzenleme mekanizması devreye giriyor. Türkiye’nin ihracatının çok büyük bir kısmı Avrupa’ya yapılıyor. 2026 başı itibarıyla, Avrupa’ya ihracat yapacak bir üretici karbon emisyonu hesaplamalarının dışında kalırsa, rekabet etme ihtimali çok düşük. Çünkü ciddi bir vergi ödeyecek ve bu vergiden dolayı rekabet edemeyip kaybolma riskiyle karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla riski değerlendirirken, müşteri risklerine de bu perspektiften bakıyoruz. Günün sonunda ise çevreye verilen zararı minimize etmeye odaklanan bir sistemimiz var.”

 

Bankaların sürdürülebilirlik bütçesi 50 milyar doların üzerinde

Ömür Tan, sürdürülebilir finansmanın sadece bankaların müşterilerine verdiği krediler için değil kendi aldıkları krediler için de geçerli olduğuna da şöyle dikkat çekti: “Sendikasyonlarımızda, yurt dışı borçlanmalarımızda da buna çok dikkat ediyoruz. Eylül 2025 itibarıyla borçlanmalarımızın yaklaşık yüzde 28.1’i sürdürülebilir kaynaklardan sağlandı. Proje finansman kredilerimizin de yüzde 37.4’ü sürdürülebilir projelere yöneldi.”

QNB Türkiye’nin bugüne kadar sürdürülebilirlikle bağlantılı projelere ayırdığı toplam kaynağın yaklaşık 3 milyar ABD Doları düzeyinde olduğunu açıklayan Tan, bankacılık sektörü toplamıyla ilgili gelen soruya da “QNB Bank’ın pazar payının yüzde 5-6 arasında olduğunu göz önüne alırsak, sektör geneli için bu tutarın 50-50 milyar dolar civarında olduğunu söyleyebiliriz” cevabını verdi.

 

“Dengeli büyümeye devam”

Ömür Tan, toplantıda QNB Bank’ın 2026 yılı plan ve hedefleriyle ilgili de şu bilgileri paylaştı:

“Her zaman olduğu gibi, pazar payımızı adım adım artırarak, dengeli bir şekilde büyümeyi hedefliyoruz. Kurumsal, ticari, KOBİ, bireysel ve kredi kartı alanlarında dağınık değil, dengeli bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Son 10 yıldır, QNB’nin Türkiye’ye gelişinden bu yana stratejimiz hep aynı: Her yıl özel bankalar arasındaki pazar payımızı düzenli olarak artırmak. Dolayısıyla 2026 yılı için de stratejimiz aynı olacak.”

Tan, QNB Bank bünyesinden ayrılarak bağımsız bir dijital bankaya dönüşen Enpara ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı: “Öncelikle bu ayrılık bizi şöyle etkiledi: Aşırı gurur duyduk! Enpara, 13 yıllık bir marka. Eylül 2025 tarihine kadar bankamız bünyesinde bir segmentti. 13 yaşındaki bu çocuğumuza bir nevi doğum verdik; yeni bir banka doğdu. Doğrusu çok zorlu bir operasyondu bu. Bilgi sistemlerinden mevzuatına, regülasyonlardan halk açıklığa kadar birçok konuda müthiş zor bir süreçti. Türkiye'de zaten yok ama bu sürecin dünyada da başka bir emsali olduğunu sanmıyoruz. Sermayedarımız Qatar National Bank’ın Türkiye’de iki bankası var artık.”

 

TÜRKİYE DİJİTAL BANKACILIK LİDERİ ENPARA, AVRUPA İÇİN DE İLK 3’E GÖZ DİKTİ

2012 yılında QNB Türkiye bünyesinde faaliyete başlayan ve Ağustos-Eylül 2025 döneminde gerçekleşen kısmi bölünme işlemiyle QNB Türkiye’den ayrılarak yoluna bağımsız bir dijital banka olarak devam eden Enpara, dijital bankacılıkta açık ara liderliğe otururken, Türkiye’deki özel mevduat bankaları arasında da ilk 10 içinde yer aldı. Enpara Bank, 30 Eylül 2025 itibarıyla, bankaların 9 aylık solo finansal tablolarına göre, özel mevduat bankaları arasında toplam aktiflerde 10. sırada, bireysel kredilerde 7. sırada ve toplam müşteri mevduatında ise 8. sırada yer aldı.

Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, bankanın performansını ve gelecek hedeflerini şöyle ifade etti: “Devir işlemi sonrasında açıkladığımız ilk bilançoyla birlikte Türkiye’deki en büyük 10 özel mevduat bankası arasında yer aldığımızı görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Özellikle toplam bireysel kredilerde çok önemli şubeli bankaları geride bırakarak 7. sıraya oturmuş olmamızın dijital bankacılığın gücünü ve bizim de bu alandaki tartışmasız liderliğimizi göstermemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize sunacağımız yeni hizmet ve ürünlerimizle büyüme ivmemizi artırmaya kararlıyız. Türkiye’deki liderliğimizin yanında Avrupa’nın önde gelen dijital bankaları arasında yer alıyor olmamız da bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Yakın bir gelecekte toplam müşteri sayısı açısından Avrupa’daki ilk üç dijital banka arasında yer alacağımızı öngörüyoruz.”

 

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.