“Türkiye’ye doğrudan yatırım girişi için ortam pozitif”
BankPozitif Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erkan Kork, son bir yılda kaydedilen olumlu gelişmelere dikkat çekiyor ve üç büyük derecelendirme kuruluşundan da not artırımı alan tek ülkenin Türkiye olduğunu vurguluyor. Kork, “Ülkemizin, uluslararası doğrudan yatırımlardan yüzde 1.5 pay alma hedefine rahatlıkla ulaşılabileceğine inanıyorum” diyor...
İlgili Etiketler

PSM / ÖZEL HABER
Bank Pozitif Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erkan Kork, dergimize verdiği özel röportajda, Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeler doğrultusunda, özellikle doğrudan yabancı sermaye girişi açısından oluşan pozitif ortama dikkat çekti. Rekor yatırım alan Türk fintek girişimlerinin ulaştığı seviyenin de altını çizen Kork, yılın ilk 10 ayı itibarıyla BankPozitif’in finansal performansı ve gelecek planlarıyla ilgili bilgiler de paylaştı.
“Türkiye Yüzyılı ideallerimizle bağdaşan yeni bankacılık ekosisteminin öncüsü olmak için çalışıyoruz” diyen Dr. Erkan Kork, gerek Türkiye ekonomisi gerekse finans sektörü için “pozitif” bir gelecek öngörüyor...
Ekonomi cephesinde önemli gelişmeler yaşandı. Kredi risk primi (CDS), derecelendirme kuruluşlarının not artırımları, gri listeden çıkarılma kararı gibi majör göstergeler ışığında önce sizden genel bir değerlendirme alabilir miyiz?
Türkiye doğru bir patikada ilerliyor. Edindiğim tecrübeler doğrultusunda ekonominin yüzde 30’unun veri, yüzde 70’inin de algıdan ibaret olduğunu düşünüyorum. Evet, özellikle son bir yıldır veriler iyi gidiyor ve uluslararası derecelendirme kuruluşları da bu pozitif gelişmelere kayıtsız kalamadı. Bu yıl üç büyük derecelendirme kuruluşundan not artırımı alan tek ülke Türkiye. Bu kolay elde edilebilen bir kazanım değil.
Bu kararların alınmasında özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde uygulanan programlar ve reformlar, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz'ın katkılarıyla ortaya konan stratejiler ile Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek'in kararlı duruşuyla hayata geçirilen finansal disiplin ve maliye politikaları önemli rol oynadı. Bu sürecin devamlılığıyla artık önümüzdeki süreçte “yatırım yapılabilir” kategoriye doğru geçiş yapabileceğimizi düşünüyorum.
Not artışlarının etkisiyle ülkemize giriş yapan uluslararası doğrudan yabancı yatırımlar da kalıcı hale gelecektir. Bu yıl ardı ardına gelen not artışları, ülkemizdeki ve yabancı yatırımcı güvenindeki hızlı toparlanmanın ispatı ve sağlanan istikrarın işareti oldu. Para politikası adımlarından maliye politikasına, dezenflasyon sürecinin başlamasından gri listeden çıkışımıza kadar birçok alanda önemli gelişmeler kaydedildi. Makro dengelerin de korunmasıyla not artışlarının devamının geleceğine inanıyorum.
Ülkemiz önümüzdeki süreçte bütçe disiplini ve daralan cari açığın da etkisiyle çok daha iyi seviyelere gelecektir. Özellikle iç talebin dengelenmesi ve TL’nin istikrar kazanmasıyla enflasyon beklentilerinde iyileşme sürüyor. Gelecekten umutluyuz. Bu dönemde uluslararası kuruluşların ülkemize güveni artarken, kredi notlarımızdaki yükseliş de içinde bulunduğumuz sürecin pozitif karşılandığını bize gösterdi. Dezenflasyonun devamı ve makroekonomik dengelerin sağlanmasıyla orta vadede güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına gireceğimizi düşünüyorum.
“SERMAYE GÜCÜMÜZ SEKTÖR ORTALAMASININ ÇOK ÜZERİNDE”
Peki şirketiniz açısından yılın ilk 10 ayı nasıl geçti? Neler yaptınız bu süreçte, hedeflerinize ulaşabildiniz mi?
Yine çok çalıştığımız ve emek verdiğimiz bir yıl oluyor. Hedeflerimize ulaşabildik. Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdiğimiz veriler üzerinden konuşmam gerekirse; bankamız bu yılın ikinci çeyreğinde 1 milyar 491 milyon TL aktif büyüklüğe ulaştı. Toplam özkaynak büyüklüğü ise 413 milyon TL olarak gerçekleşti. BankPozitif’in ikinci çeyrek sonunda 464 milyon TL olarak gerçekleşen nakit kredi büyüklüğü de toplam aktifinin yüzde 31’ini oluşturdu. Burası önemli çünkü, 30 Haziran 2024 itibarıyla konsolide olmayan sermaye yeterlilik oranı yüzde 35.25 seviyesinde oluştu. Bu veri, bankamızın sektör ortalamasının oldukça üzerinde güçlü sermaye yapısını devam ettirdiğine işaret ediyor. Yılın ilk yarısında Türkiye ekonomisine karşı sorumluluklarımızı yerine getirirken, hedeflerimize emin adımlarla ilerlemeye devam ettik.
Bu dönemde tüm imkânlarımızla başta KOBİ’ler olmak üzere reel sektöre destek olmayı sürdürdük. Bundan sonraki süreçte de ülkemizi hep birlikte geleceğe taşımak ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına destek olmak amacıyla çalışmaya devam edeceğiz. Yapay zekâ, blokzinciri ve büyük veri analizi gibi teknolojilerle hizmetlerimizi ileri seviyeye taşıyoruz. “Türkiye Yüzyılı” ideallerimizle bağdaşan yeni bankacılık ekosisteminin öncüsü olmak için çalışıyoruz. Pozitif farklar oluşturarak, ülkemiz için çalışmaya ve değer oluşturmayı sürdüreceğiz. Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarımız önümüzdeki günlerde açıklanacak. İyi gidiyoruz. Sizinle sonuçlar açıklandığında da güzel haberler paylaşacağımızı şimdiden ifade etmiş olayım.
“Yapay zekâ, blokzinciri ve büyük veri analizi gibi teknolojilerle hizmetlerimizi ileri seviyeye taşıyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ ideallerimizle bağdaşan yeni bankacılık ekosisteminin öncüsü olmak için çalışıyoruz. Pozitif farklar oluşturarak, ülkemiz için çalışmaya ve değer oluşturmayı sürdüreceğiz.”
“ÜRETKEN YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİ ODAĞIMIZDA OLACAK”
BankPozitif dijitalleşme temelleri üzerine kurulmuş bir banka. Peki bu süreçte nasıl bir dönüşüm ve değişim yaşıyor?
Evet haklısınız, müşterilerimizin yüzde 100’ünü zaten dijital kanallardan finanse ediyoruz. Bir dönem şube açma yarışına giren bankalar, şimdilerde azaltmaya başladı. BankPozitif ise kurulduğu günden bu yana geleneksel kanalları minimum seviyede tutarak, hayatın tüm koşturmacası içinde müşterileri banka şubesine kadar yormayan, şube gibi klasik kanalları kullanmayan yeni nesil bir banka olmayı tercih etti. Bugüne kadar kendimizi bankacılık lisansına sahip bir teknoloji şirketi olarak tanımlayarak kurum kültüründen teknolojik altyapıya kadar her alanda dijitalleşmeye bütüncül yaklaştık. Türkiye'nin dijital bankacılıkta en sevilen kurumu olma yolunda önemli adımlar atacağız.
Yatırımlarımızı dijital bankacılık odağında şekillendirerek Türkiye'de büyüyeceğiz. Müşterilerimize uçtan uca, zahmetsiz ve üstün bir deneyim sunmaya, rekabetçi değer önerilerimiz ve sektör lideri ürünlerimizle fark oluşturmaya devam edeceğiz.
Artık kullanıcılar, hangi ürün ya da hizmeti alırsa alsın hızlı, basit, uçtan uca pürüzsüz ve kişiselleştirilmiş bir deneyim istiyor. Yeni nesil bankacılık da bu ihtiyaçları karşılamak üzere şekillenmeye devam edecek. Yapay zekâ teknolojilerinin rolü artacak. Akıllı bankacılık robotlarının becerileri artacak ve müşteri beklentilerini daha düşük maliyetle daha verimli bir şekilde karşılamamız için önemli bir kanal haline gelecek. Bununla birlikte finans sektörü, finteklerle birlikte önemli ve heyecan dolu bir yolculuğun başında. Gelecekte fintek şirketleri daha fazla inovasyon ve geliştirme yapacak. Finteklerin getirdiği dönüşüm, durağan değil tam tersine dinamik bir sürecin ürünü.
Ünlü filozof Heraklitos, “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız. Çünkü ikincisinde ne o aynı nehirdir, ne de siz aynı siz” ifadelerini yüzlerce yıl öncesinden sanki bugünün teknolojisinde yaşanan baş döndürücü gelişmeleri öngörerek kullanmış. Her şey bir akış içindedir ve sürekli değişir. Değişmeyen tek şey ise değişimin kendisidir. Fintek sektörünün değişimi, tam da bu sözleri doğrulayacak nitelikte gerçekleşiyor. Fintekler yenilikçi teknoloji ve çözümleriyle tüm dünyada finans sektörünü dönüştürmeye devam ediyor.
BankPozitif de bu değişim ve dönüşüm sürecinden maksimum şekilde faydalanıyor. Üstelik bu yolculukta oldukça avantajlı bir konumda. Çünkü bankamızın hâkim ortağı, finansal teknolojiler alanında çok yüksek bir bilgi birikimine sahip. Önümüzdeki dönemde üretken yapay zekâ teknolojisi odağımızda olacak. Mevcut verileri analiz etmenin ötesinde, yeni veri üreterek yeni içerik ortaya koyabilen üretken yapay zekâyla daha geniş bir müşteri tabanına daha yüksek kalitede hizmet sunabileceğiz. Akıllı ve özel içeriklerle müşteri deneyimini en üst noktaya taşıyacağız.
BankPozitif, iş süreçlerinin etkin ve müşteri odaklı olarak tasarlandığı teknolojik altyapısı ve hizmet süreçleriyle de faaliyetlerine ivme kazandırarak devam edecek. Ortağımız, bu bilgi birikimiyle finans teknolojilerindeki en güncel teknolojik gelişmeleri ve uygulamaları banka süreçlerinin bir parçası haline dönüştürüyor. Yapay zekâ, büyük veri ve bulut bilişim teknolojileri gibi alanlardaki gelişmeler şüphesiz fintek şirketlerinin daha iyi hizmetler sunmasını sağlayacak. Bu durum beraberinde fintek şirketleri ile geleneksel bankalar arasındaki iş birliğini artıracak.
Finans sektörü, fintek şirketleriyle birlikte dijitalleşme, müşteri odaklı hizmetler, daha iyi veri kullanımı ve daha hızlı inovasyon gibi alanlarda önemli bir dönüşüm yaşayacak. Bu dönüşüm hem sektöre katkı sağlayacak hem de müşteri konforunu çok daha üst seviyeye getirecek. Öncelikle finansal hizmetlerin kapsamını genişletecek bu dönüşüm. Daha uygun maliyetli ve daha iyi hizmet kalitesi daha geniş kitlelerle buluşacak.
Öte yandan, veri analitiği ve yapay zekâ teknolojilerini etkin kullanan fintekler ödeme işlemlerini de iyileştiriyor. Müşteri davranışlarını analiz ederek riskleri tespit ediyor, kişiselleştirilmiş ödeme önerileri sunarak şirketlerin satış hacimlerini artırmalarına destek oluyor.
Fintekler, işletmelerin ödeme süreçlerini de kolaylaştırıp optimize ediyor. Ödeme geçmişlerini yönetmek, faturalandırmayı otomatikleştirmek, sanal kartlar oluşturmak, masrafları takip etmek gibi çeşitli ticari çözümler sunuyorlar. Bu sayede işletmelerin verimliliği artarken maliyetleri düşüyor. Bu baş döndürücü süreç önümüzdeki süreçte ivmelenmeye devem edecek. Biz de heyecanla bu süreçlerde daha aktif rol alacağız.
“HEDEF: KÜRESEL YATIRIMLARDAN YÜZDE 1.5 PAY ALMAK”
Çok hareketlisiniz. Sürekli yurt dışına çıkıyorsunuz. Yatırımcılarla birebir görüşmeler yapıyorsunuz. Yatırımcının Türkiye’ye bakış açısı nasıl? Uzun vadeli yatırımları çekme konusunda şu ana kadar nasıl bir yol kat ettik?
Veriler üzerinden gidecek olursak, aslında Türkiye’nin nasıl bir noktada olduğunu ve bundan sonraki süreçte hangi seviyelere doğru ilerleyebileceğini daha iyi anlayabiliriz. Ülkemizi uluslararası doğrudan yatırım girişi temmuz ayı itibarıyla 5.9 milyar dolara ulaştı. Bu süreçte en fazla yatırım Almanya, Hollanda ve ABD’den geldi.
Uluslararası doğrudan yatırımlar sekteye uğrarken Türkiye küresele göre daha makul bir seviyede ilerliyor. Türkiye, Avrupa'nın en çok uluslararası doğrudan yatırım çeken ülkeleri arasındaki istikrarlı yükselişini sürdürüyor. Güzel ülkemiz, stratejik konumu ve güçlü yatırım ortamıyla yatırımcılar için öne çıkan küresel bir destinasyon konumunda. Son 10 yılı baza aldığımızda Türkiye'nin Orta Doğu, Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzey Afrika'yı kapsayan bölgede özellikle imalat sektöründeki yatırımlarda lider pozisyonda olduğunu görüyoruz.
Bir kez daha vurgulamak gerekirse Türkiye, 2024 yılında hem Fitch Ratings, hem Moody’s hem de S&P Global’den not artışı alabilen tek ülke oldu. Yatırımlar bu olumlu gelişmelere paralel olarak artmaya devam edecek.
Mevcut yatırımcıların ülkemize güveni ve buradaki yatırımları sonucu elde ettikleri olumlu deneyimler, aynı ülkeden ve bölgeden diğer firmaların da ilgi göstermesini sağlıyor. Ağustos 2024 sonu itibarıyla 16 fintek şirketine 182 milyon dolar yatırım oldu. Bu veriler, tüm zamanların rekoru anlamına geliyor.
Ülkemiz, müteşebbis iş kültürü, genç nüfusu, rekabetçi ürün ve hizmetleriyle küresel aktörlerden önemli yatırımlar çekiyor. Fiyat istikrarının sağlanmasıyla Türkiye çok daha farklı bir tabloya kavuşacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ve ekibi deyim yerindeyse gece gündüz demeden çalışıyor. Cari işlemler dengesindeki iyileşme ortada. Son dönemlerde rezervlerimizdeki artış ve atılan doğru adımlarla TL cazip bir pozisyona geldi. Fiyat istikrarının sağlanması finansal istikrara giden sürecin kapılarını açar. Finansal istikrarın olduğu bir ülkede yatırım iştahı yüksektir. Ülkemiz adına yeni müjdelerin ve yatırım haberlerinin gelmesi sürpriz olmayacaktır. 2002 yılından itibaren Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım girişlerinin toplam değeri 268 milyar doları aştı.
Güzel vatanımız, 1970-2003 yılları arasında, dünyadaki yatırımların ortalama yıllık binde 2'sini çekiyordu. Ne mutlu ki artık yıllık yüzde 1'ini çeken bir ülke haline geldi. Hedef daha çok çalışarak bu oranı yüzde 1.5’e çıkarmak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sağladığı siyasi istikrar ortamında, yapılan reformlarla, altyapı yatırımlarıyla ve yatırımcı dostu politikalarıyla Türkiye bu hedefe hiç de uzak değil. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in kararlı adımları, dünyanın her noktasında yabancı kurum ve kuruluşlara Türkiye’nin potansiyelini anlatması ve bununla birlikte gelen yatırımlar bir tesadüf değil, yoğun bir emek ve çabanın sonucu. TCMB’nin dik duruşu ve yerinde müdahaleleri de fiyat istikrarının yanında finansal istikrarı beraberinde getirecektir. Türkiye’nin bu sayede dünyadaki yatırımlardan yüzde 1.5 pay alma hedefine daha rahat ulaşabileceğine inanıyorum. Bizler de iş dünyası olarak bu hedef uğruna üzerimize düşen ne varsa yapacağız. Güzel vatanımız Türkiye’nin daha da kalkınması ve müreffeh yarınlara ulaşabilmesi için ipi en önde göğüslemeye devam edeceğiz.
“Güzel vatanımız, 1970-2003 yılları arasında, dünyadaki yatırımların ortalama yıllık binde 2'sini çekiyordu. Ne mutlu ki artık yıllık yüzde 1'ini çeken bir ülke haline geldi. Hedef, daha çok çalışarak bu oranı yüzde 1.5’e çıkarmak.”
“FİNTEKLERİMİZ YATIRIM REKORU KIRDI”
Fintek sektörüne yönelik ilgi ne durumda peki? Sektör mutlu mu?
Fintek tarafı daha hareketli geçiyor. Yine size somut verilerden bahsedeceğim. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi her ay düzenli olarak “Fintek Genel Görünümü” araştırmasının sonuçlarını yayınlıyor. Ağustos ayı itibarıyla Türkiye’de 870 aktif fintek girişimi faaliyet gösteriyor. Bunların 278’i ödemeler, 115’i bankacılık teknolojileri, 93’ü de blokzinciri ve kripto varlık alanlarında faaliyet gösteriyor.
Araştırma raporuna göre, Ağustos 2024 sonu itibarıyla 16 fintek şirketine 182 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu tüm zamanların rekoru anlamına geliyor. 2022’de 91 milyon dolar olan Fintek yatırımları, 2023’te ise 29 milyon dolara düşmüştü.
Bu veriler, finteklere ilginin artarak devam edeceğini gösteriyor. Uluslararası yatırımcılar için bir üretim, lojistik ve yönetim merkezi olan Türkiye, özellikle teknoloji yatırımları da çekmeye devam edecek. Fintek ve e-ticaret başta olmak üzere birçok alanda büyük ölçekli yatırımlar gelecek.
Sadece Avrupa ve ABD değil Körfez ülkelerinden de sermaye akışının devam edeceğini düşünüyorum. Her zaman kullandığım bir cümle var: Ülkemizden neden bir PayPal çıkmasın? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada ülkemizin bir fintek üssüne dönüşebileceğini söylemişti.
Türkiye Fintek Rehberi’ne göre de ülkemiz, yatırım ekosistemi olarak Avrupa’da 10’uncu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise üçüncü sırada bulunuyor. Özellikle devlet, Türkiye ekonomisine ve finans sektörünün büyümesine sağlayacağı katkıyı göz önünde bulundurarak fintek girişimlerini destekleyici adımlar atmaya devam ediyor. Düzenleyici kurumlar da fintek ekosisteminin küresel ekosistemle rekabet edebilmesini sağlayacak çalışmalara imza atıyor.
Öte yandan Türkiye, bir geçiş pazarı. Yaklaşık 2 milyarlık nüfusa 4 saat uçuş mesafesinde. Doğu ile Batı arasında coğrafi bir köprü olmanın yanı sıra kültürel olarak dünyayı birbirine bağlıyor. Burada bir “kazan kazan” anlayışının da olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü Türkiye, globalleşme hedefleri taşıyan fintek şirketleri için büyük avantajlar barındırıyor. Türkiye’ye yatırım yapan hiçbir şirketin kaybetmeyeceğini, aksine sürdürülebilir ve çok daha kazançlı bir seviyeye geleceğini düşünüyorum.
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
