DOLAR

18,6443$% 0.02

EURO

19,4227% -0.04

STERLİN

22,5834£% -0.18

GRAM ALTIN

1.051,02%-0,01

ÇEYREK ALTIN

1.699,00%-0,06

BİTCOİN

307930฿%0.05604

Yatsı Vakti a 02:00
İstanbul HAFİF YAĞMUR 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • PSM Magazin
  • Gündem
  • YENİ ÇAĞDA BANKACI OLMAK… ZORLUKLARI ve CAZİP NOKTALARI… Yeni nesil bankacı kendini arıyor

YENİ ÇAĞDA BANKACI OLMAK… ZORLUKLARI ve CAZİP NOKTALARI… Yeni nesil bankacı kendini arıyor

“Kıbrıs’taki demoda, ilk gün ATM’yi kimse kullanmak istemedi. ATM’den çekmeleri için müdürlerin hesabına 10 bin lira yatırılmıştı. Yine de uzak durdular, para çekmediler… Burhan bey ATM’yi heykel açar gibi açtı ama şube müdürlerinin yüzü asıktı. Sonunda bankacıların yaptığı işi makinenin yapacağı, dolayısıyla bankacıların işsiz kalacağından, çalışanların da robotlaşacağından korkuluyordu…” Bu sözler Yapı Kredi Bankası’nın efsanevi eski genel müdürü Burhan Karaçam’ın bankadaki yıllarını ve büyük dönüşümü anlattığı “Orası Yapı Kredi Fark Oradaydı” kitabında, dönüşüme tanıklık eden genel müdür yardımcısı Ahmet Çakaloz’a ait…

Çok çarpıcı değil mi? O gün ATM’den para çekmemek için direnen bankacılar, son 20 yıldır ATM’nin banka şubesinin yaptığı birçok işi üzerine alması için çaba sarf ediyor. Hatta bir son birkaç yıldır, “Bankamatik, İş Bankası’ndan neyi eksik” diyerek, şubelere meydan okuyanlar dahi var. Evet, doğrusu ATM’ler bugün bankacıların şubelerde yaptığı birçok işi üstlenmiş durumdalar. Ama bankacılar bu nedenle işlerini kaybetmediler. İş yükünün ATM’ye kayması bırakın bankacıları işsiz bırakmayı, sektörün büyümesine katkıda bulanarak yeni bankacıların sisteme dahil olmasını sağladı. Sadece son 10 yılda sektöre 60 bine yakın yeni bankacının katılması bunun en somut göstergesi.

Bugün bankacıların ATM’lere yaklaşımı ve ATM’lerin ulaştığı nokta, büyük dönüşümün sadece küçük bir parçası… Bankacılardaki asıl değişimi görmek için, ekonominin dışa açıldığı 80’li yıllara gitmek gerekiyor… Sektör için bir dönüm noktası olan bu dönem, aynı zamanda 90’lı yıllardaki büyük dönüşümün de habercisiydi… Bankacılık sektöründe ve dolayısıyla bankacılar arasında taşları asıl yerinden oynatan dönem 90’lı yıllar oldu. Teknolojinin de desteğiyle yepyeni bir paradigmanın devreye girdiği bu dönemde, sektör de bankacılar da baş döndürücü bir değişim yaşadı.

2001 krizi kuşkusuz bankacılık mesleği açısından bir milat. 25 banka kapandı, 35 bin çalışan, sistem dışı kaldı. Ve son olarak yaşanan 2008 küresel finans krizi… Bankalar ve bankacılık mesleği için şeffaflık başta olmak üzere kuralların yeniden yazıldığı bir dönem oldu.

Ancak bankacılık mesleğini adeta yeniden yaratan bugünkü yapıyı sadece krizle açıklamak yeterli olmaz. Sosyo ekonomik alandaki gelişmeler, üretim tüketim biçimlerindeki değişim bankacıları artık birden çok alanda bilgi ve donanım sahibi olmaya zorluyor.

Müşteri eski müşteri değil, piyasa eski piyasa değil. “Facebook ne düşündüğümü, Twitter ne yaptığımı, Foursquare nerede olduğumu soruyor. Sanırım benim yeni kız arkadaşım internet” diye yazan müşteriyi yakalamak zorunda… Hem de rakiplerinden önce… Yakalamak da yetmez onu mutlu edip elinde tutmayı da başaracak… İşte yeni nesil bankacılar, yükselen yeni yaşam ve üretim-tüketim tarzları etrafında şekilleniyor. İşte geçmişten günümüze 10 soruda dönüşen değişen ve yeni nesil bankacılar…

Bankacılar önce 2001, sonra 2008’de yaşanan krizlerle arka arkaya iki büyük dönüşüm yaşadılar ama bu süreçte onları asıl dönüştüren yeni dünya düzeni oldu. Üretim-tüketim biçimlerinin toptan değiştiği bu yeni yapı, bankacıların iyi bir satışcı, projeci ya da uzmanlık alanı olan ancak pek çok konuda da donanımlı olması gerekiyor.
 

1) 90’LI YILLAR BANKACILARI NASIL DEĞİŞTİRDİ?

Bankacılık sektörü 90’lı yılların başında geleneksel kuralların hakim olduğu, Garanti Bankası eski CEO’su Akın Öngör’ün deyimiyle alaturka bir yapıya sahipti. Dolayısıyla bankacılar da bu sistemin bir parçası olarak, oldukça muhafazakar, yeniliklere ve dışa kapalıydı. Hiyerarşik düzen çok önemliydi ve katıydı. Genel müdürlükler erişilmezdi. Ancak muhafazakar yapıya rağmen bankacılar, 90’lı yılların başından itibaren, o zamana göre “devrim” sayılabilecek adımlar attılar. Bu arada genel müdürlükler de yavaş da olsa sırça fanustan çıkmaya başladı.
90’lı yılların başında çoğu bankacı için bireyleri sistemin kullanıcısı olarak görmüyordu. Perakende bankacılık, bireysel kredi gibi kavramlardan uzaktı bankacılar. Bu hizmetleri vermeye başlayan bankalara, rakipleri bir yana kendi çalışanları dahi şüpheyle yaklaşıyordu. 90’lı yıllar bankacılar arasında bu anlayışın tamamen kırılıp, “müşteri odaklı” hizmet anlayışının hakim olduğu dönem oldu.
Dönemin parlak isimlerinden eski bankacı Bülent Şenver, bireysel bankacılığın yeni başladığı bu dönemin, yenilikçi, atılımcı, müteşebbis bankacıları ortaya çıkardığını söylüyor. ATM, bireysel kredi, kredili mevduat hesabı, fotoğraflı kredi kartı gibi birçok yeni ürün ilk kez bu dönemde müşteriye sunuldu.
Sektöre yeni bankalar girdikçe, bankacılık mesleği de yükselişini sürdürdü. Bankacıların attığı her adım gazeteler için büyük haberdi.

2) 2001 KRİZİ BANKACILARA NE GETİRDİ?

Tam 10 yıl süren yükseliş dönemi, 2001 kriziyle sarsıldı. Bülent Şenver, yaşanan bankacılık krizlerinden sonra bankacı tipinin de değiştiğini söylüyor. “2001 bankacılık krizi ile birlikte bankacılık mesleğinde itibar zedelenmesi oldu. Yaklaşık 25 banka sektörden çekilmek zorunda kaldı. Bu bankaların bazılarında usulsüz kredi kullanımları, basiretsiz yönetim kararları ve banka hakim ortaklarına kaynak yaratmak nedenleriyle istenmeyen durumlar ortaya çıktı. Dahası bazı bankacılar gözaltına alındı. Bazıları tutuklandı. Bazıları hakkında davalar açıldı. Sakıntılı süreçte bankacıların sesi soluğu kesildi. Kendi kabuklarına çekildiler.” Bu dönemde bankacılar arasında şeffaflık, etik kurullara ve yasalara uyum gibi kavramlar öne çıktı. Bu arada dünya değişiyor, bankacıların daha önce alışık olmadığı üretim-tüketim biçimleriyle, ihtiyaçlar öne çıkıyordu. Bireysel bankacılık yükselişini sürdürüyor, yeni bankacılar da bu yeni dinamikler etrafında şekilleniyordu.
2003’ten itibaren yeniden yükselişe geçen bankacılık sektörü ve bankacılar, kabuklarından çıktılar, yeni bir “meydan okuma” dönemine girdiler.

3) SATIN ALMA VE BİRLEŞMELER BANKACILARA NASIL YANSIDI?

Bankacılık sektörü 2005-2007 yılları arasında büyük bir satın alma ve birleşmelere sahne oldu. Bu dönemde, aralarında sektörün önde gelen bankaları ya hisselerinin bir kısmını ya da tamamını uluslar arası bankalara sattı. Bu bankacılar için bir başka dönemin başlangıcıydı. Bülent Şenver, bu sayede bankacıların dünya bankacılık sistemi ile iç içe çalışmaya başladığını anlatıyor. Yabancı ortağı olan birçok bankanın tepe yöneticisi, uluslar arası bankacılık sistemi konusundaki tecrübelerini arttırdılar, yurtdışındaki meslektaşlarıyla birlikte çalışma ortamına kavuştular. Bu da bankacılar için uluslar arası alandaki tecrübe sahibi olma olanağı tanıdı.

YUVARLAK MASA HİYERARŞİK DÜZENİ YIKTI

Garanti Bankası’nın eski genel müdürü Akın Öngör, deneyimlerini aktardığı “Benden Sonrası Devam” kitabında, genel müdürlük görevine gelir gelmez yaptığı ilk değişiklik, bankacılık mesleğinin o zamandan bu zamana nasıl değiştiğini ortaya koyması açısından oldukça çarpıcı…

“1991 yılında genel müdür olur almaz ilk icraatım hiyerarşik oturma düzenini sağlayan uzun masadan kurtulup, hemen bir yuvarlak masa siparişi vermek oldu. Bu Türk iş hayatına çok ters bir şey, bankalar çok hiyerarşiktir, şöyle uzun bir masa vardır. Genel müdür en başa oturur pozisyonlarına göre genel müdür yardımcıları yan yana dizilir. Tipik katı hiyerarşik bir ortamdır. Bütün bilgilerin toplandığı yer genel müdürdür. Ne kadar yanlış, yuvarlak masa sipariş ettim. Dedim ki, ‘Pazartesi öğlen kimse bir yere randevu vermeyecek. Hepimiz bu masada oturacağız ve herkes tüm konuları buraya getirecek, hep birlikte tartışacağız.’ İtiraz edenler oldu, çünkü kendi gücünü kaybetmekten korktular.

4) BANKACILIK HALA GÖZDE MESLEK Mİ?

Bankacılık mesleği, iş hayatına yeni atılacaklar arasında en çok arzu edilen meslekler arasında yer alıyor. Secretcv.com’un yaptığı bir araştırmaya göre, halen bankacılık gençlerin yapmak istedikleri ilk üç meslek arasında. Bunun yanında bir iş sahibi olup da, yeni iş arayışında olanlar arasında da bankacılık birinci sırada bulunuyor.
Bu ilgiyi sektöre yeni katılan bankacı sayıları da destekliyor. BDDK’nın (Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu) verilerine göre, son 10 yılda sektördeki bankacıların sayısı yüzde 40 arttı. Bu bankacıların büyük bir bölümü de şubelerde istihdam edilmek üzere alındı. Çünkü bankacılık sektörü 10 yıldır büyük bir şubeleşme atağı içinde. 2005’te 6 bin 500 civarında şubeye sahip olan sektördeki, 2010’da şube sayısı 10 bini geçmiş durumda.

5) YENİ DÜNYA DÜZENİ BANKACILARI NASIL DÖNÜŞTÜRÜYOR?

Tamam, krizler, satın almalar ve birleşmeler bankacıları değiştiriyor, dönüştürüyor. Ancak bankacılığı da bankacıları da asıl dönüştüren dünyaya hakim olan yeni ekonomik ve sosyal düzen… Ve bu düzenin getirdiği yepyeni bir kuşak var. İnsan kaynakları danışmanlarının “bireyci ve girişimci” olarak tanımladığı yeni kuşak Y kuşağı…
Bu kuşak kendine güveniyor, özgürlüklerine düşkün ve seçiciler. Hız ve teknoloji tutkunu olmaları ortak paydaları ve kurumsal yapılar içindeki mekanizmaları fazla benimsemiyorlar. İş hayatına bakışları iş ve yaşam dengesini kurmak şeklinde… Sadakat duyguları düşük… Halen bu kuşağın Türkiye nüfusunun yüzde 25’inden fazlasına denk geldiği belirtiliyor. Bu kuşak şu anda bankaların hem müşterileri hem de çalışanları…

Öte yandan küreselleşen dünya ve gelişen teknoloji ile birlikte artık dünyanın bir ucunda yerleşik başka bir şirketten hizmet almak mümkün. Ürün ve hizmetlerin sanal ağlar üzerinden yürüdüğü bir dünya var artık… Bugün birçok kişi evindeki bilgisayarın başından kalkmadan veya elindeki cep telefonuyla, ofiste yapacağı işleri tamamlayıp, kendine güzel bir öğlen yemeği ısmarlayıp, akşam sohbetine gideceği arkadaşının sevdiği şarabı sipariş edip, bu arada o günkü ödemelerini yine cep telefonundan yaparak gününü rahatlıkla tamamlayabiliyor. Üstelik bu insanlar tüm bu işleri olabildiğinde kısa zaman içinde yapmak istiyorlar. Finansbank İK Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp, yeni nesil bankacıların tüm bu ihtiyaçlara cevap vermek üzere hareket ettiğini söylüyor. “Eskiden üniversitelinin cep harçlığıyla kimse ilgilenmezdi, şimdi bu alanla ilgili birçok kurum ciddi araştırmalar yapıyor” diyen Alp, artık bankaların satış tarzından, segmentasyonuna kadar geniş bir alanda yepyeni uygulamaların gündeme geldiğini ifade ediyor.

Zamanları dar, sabırsızlar, sadakat duyguları yok, hizmette aksama olduğu zaman hemen başka bir şirkete geçebiliyorlar.

6) YENİ NESİL BANKACILAR NE ANLAMA GELİYOR?

Hakan Alp’in de belirttiği gibi artık bankalarda satış tarzından, segmentasyonuna kadar geniş bir alanda yepyeni uygulamalar var. Bu yoğunluk yeni nesil bankacıların teknolojiye hakim, satış ve piyasa odaklı yapıyor. 10 yıl öncesine bakıldığında bugün faizlerden para kazanmak bir bankacı için zor. Diğer taraftan bankacılar arasında, “satış yoksa kar da yok” düşüncesi hakim… O zaman ürün satmalı, yeni müşteriler yaratacak projeler ortaya çıkarmalı… Üstelik bu durum tüm bankacılar için geçerli. Eskiden kimse veznedarın satış yapmasını beklemezdi ancak şimdi öyle değil…

Yeni nesil bankacılarda artık herkes her işi yapıyor. Sadece para yatırmak veya çekmek için şubeye giden müşteriye dahi bir şey satması bekleniyor. Bireysel kredi almaya mı gittiniz, yanında en basitinden sigorta satmaya çalışmayan bir bankacı kaldı mı bugün?

“Yok ben zaten şubeye gitmem. Bana nasıl ürün satacak ki?” diye sormayın… Yeni sistemde bankacının size ulaşmanın yolu sadece şube değil ki… ATM’den, olmadı çağrı merkezinden, cep telefonunuzdan veya e-mail adresinizden… Yeni nesil bankacı müşteriye ulaşmak için birden çok kanalı kullanıyor artık…

7) BUGÜNÜN BANKACISI HANGİ OKULDAN?

80’li yıllarda bankacıların çoğu lise veya en fazla akademi mezunuydu. Bugün yüzde 80’e yakını üniversite mezunu… Bülent Şenver, “Özal’ın bankacılığa getirdiği globelleşme ve serbestleşme hamleleriyle lisan bilen ve iyi üniversitelerden mezun olan yöneticiler bankacılık mesleğine katılmaya başladılar” diyor. Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi gibi okullar, bankalar tarafından yönetici yetiştirmek için tercih edilen okullardı. Vakıf üniversitelerinin açılmasıyla birlikte, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi gibi yeni okullar dahil oldu. Yeni dönemde ise bankalar her üniversiteden eleman almaya başladılar. HRM danışmanlık kurucu ortağı Aylin Coşkun Nazlıaka, özellikle deneyim gerektirmeyen pozisyonlarda, hangi üniversiteden mezun olduğundan çok, kurumda çalışmaya istekli, dinamik, takım çalışmasına yatkın, yüksek katma değer yaratacak adayların seçilmesine dikkat edildiğini söylüyor. Yönetici kadrolarının büyük çoğunluğu ODTÜ, Boğaziçi Üniversiteleri’nden… Halen Akbank, Yapı Kredi, Denizbank, İş Bankası’nın CEO’ları ODTÜ’de eğitim almış yöneticiler… Başta Kuzey Irak olmak üzere, Orta Doğu ülkelerinde şube açmaya başlayan Türk bankaları için yerel lisan bilen bankacı ihtiyacı ortaya çıktı…

8) HANGİ BANKACILAR YÜKSELİYOR?

Bankacılık sektörü bireysel bankacılık üzerinde yükseliyor. Hem çok karlı hem de riskin yaygın ve daha az olduğu bu alana bankalar her geçen gün daha çok önem veriyorlar. Bu nedenle bireysel bankacılık konularında uzmanlaşmış ve yönetim becerilerini geliştirmiş bankacıların yükselişi sürüyor. Bülent Şenver, bankaların bireysel bankacılık konusunda birbirlerinden eleman transferi dahi yaptıklarını söylüyor. Kredi kartları, konut kredileri, alternatif dağıtım kanalları, çağrı merkezi yönetimi, üye işyerleri yönetimi, alternatif ödeme sistemleri gibi konularda ihtisas sahibi yöneticiler yeni bankacılığın aranan isimleri…
Kurumsal bankacılık konusunda ise KOBİ bankacılığı tüm bankaların vazgeçilmez iş kolu. Küçük ve orta boy şirketler için yeni ürün ve hizmetler geliştirebilecek, bunları pazarlayıp satabilecek bankacılar el üstünde tutuluyor. Ama yeni nesil bankacıların asıl yıldızı (biraz önce saydığımız hizmetleri tek bir çatı altında söylemek gerekirse) bireysel bankacılar…

9) ÇALIŞMA SAATLERİ KISALIYOR MU?

Bankacılık mesleği eskiden beri çok çalışılan ve çok fazla mesai yapılan bir meslek olarak bilinir. Özellikle de şubelerde görevli bankacılar için geç saatlere kadar çalışmak şaşırtıcı değildi. Ancak artık teknolojik alandaki değişim, eskiden şubelerde yapılan birçok operasyon işleri, yeni kurulan operasyon merkezlerine taşıdı. Bülent Şenver, bu değişim sayesinde yeni bankacıların çalışma saatlerinin eskilere göre kısaldığını söylüyor. Eskiden olduğu gibi bugün de bankaların tepe yöneticileri zamanlarının çoğunu toplantılarda geçiriyor. Ancak bu toplantılar eskisi gibi gece yarılara kadar uzayıp gitmiyor. Artık tepe yöneticilerin de daha kısa ve esnek çalışma saatleri var. Bu değiişmde yine teknolojinin payı var, görüntülü telekonferans sistemleri sayesinde toplantıya katılmak için illaki toplantı salonuna gitmeye gerek yok. Yönetici istediği şehirden veya ülkeden toplantıya iştirak etme olanağına sahip. Teknoloji gelişiyor iş süreçleri kısalıyor ama rekabet artıkça bankacıların üzerinde yarış baskısı da artıyor. Bu da mesai saatlerine yansıyor. Banka-Sigorta İşçileri Sendikası’nın (BASİSEN) son yayınladığı bildiri de buna dikkat çekiyor.

10) GELİRLERİ ARTIYOR MU AZALIYOR MU? NASIL YAŞIYORLAR?

Şu bir gerçek ki, bankacıların genelinde, 10 yıl öncesinde sosyal tesisleri, özel doktorları ve özel emeklilik sandıklarıyla epey cazip olanaklar vardı. Özel emeklilik sandıklarının SGK’ya devredilmesi kararı alındı. Sosyal tesislerin bir bölümü devam etse de bazı bankalar hariç eskisi kadar yaygın değil. Öte yandan bankacılık sektörünün çok büyük dönüşüm yaşadığı, yeni bankaların devreye girdiği 90’ı yıllar çalışanlar için yeni fırsatlar anlamına geliyordu. Yeni kurulan veya el değiştiren bir bankaya transfer olmak, neredeyse geleceğini garanti altına almak demekti. Bu dönem aynı zamanda hafızalarda bankacıların en çok kazandığı dönem olarak kaldı. Ancak arka arkaya yaşanan krizler, bankalara yönelik yeni yasal düzenlemeler bu uygulamaların birçoğunu ortadan kaldırdı. Bankalarda çalışan yüz binlerce personel ile banka tepe yöneticileri arasındaki özlük hakları uçurumu eskisine göre daha da açıldı. Bugün bankaların tepe yöneticileri eskiye göre daha lüks bir yaşam sürüyor. Ancak bu hayat tarzı sadece para kazanmakla ilgili değil. 90’lı yıllarda banka yöneticileri çok kazanıyordu, ancak çok azının teknesi vardı. Sağlıklı ve milimetrik yaşam trendinin etkisiyle, yüzmek, yelken yapmak, bahçe işleriyle uğraşmak, sebze yetiştirmek, doğayla iç içe olmak da bu yaşamın bir uzantısı…

90’lı yıllarda banka yöneticileri çok kazanıyordu, ancak çok azının teknesi vardı. Bugün bankaların tepe yöneticileri arasında tekne sahibi olmayan yok gibi…
 

Görüşler

“Bankacılık zorlaştı”
Can Fuat Gürlesel
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı
Geçmişte bankacılar para kazanmak için sermaye piyasalarını takip ediyordu, şimdi iyi para kazanmak için reel sektörü izliyor. Bankalar, sermaye ve para piyasalarından para kazanırken, bugün müşteri ve şirket odaklı olmaya başladılar. Bireysel ve kurumsal ürünler ve hizmetler sektörde öne çıktı. Buna paralel olarak marjlar daraldı, fiyat önemini kaybetti, verilen hizmet önemli hale geldi. Bu durum her geçen gün rekabeti daha da artıyor, marjların daralması, rekabetin artması bankacılar üzerindeki baskıyı da artıyor. Bankacılık hala çok aranan, istenen bir meslek ama geçmişle kıyaslandığında bankacılık yapmak çok zorlaştı.

Daha çok uzmanlık
Prof. Dr. Burak Saltoğlu
Boğaziçi Üniversitesi, Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi
2001’den 2011’e bankacılık sektöründe çalışanların altyapı ve uzmanlık gereksinimleri ciddi anlamda değişti görüşündeyim. Hem eğitim hem de mevzuat ve bankacılık bilgisi açılarından 2001’den önceki bankacılık çok ağırlıklı olarak kapalı Türkiye ekonomisi ve sabit döviz kuru altında bugüne oranla daha sınırlı bilgi kullanımı yeterli olabiliyordu. Bu süreçte birçok değişen konu oldu.
Ülkede vadeler uzadı, enflasyon azaldı, ürünler çeşitlendi, yabancı bankaların girişi ile know how artti, teknolojik gelişmeler daha sıkı takip edilir oldu. Geçmişte olmayan, “özel sektör tahvili, türev ürünler, korumalı fonlar” gibi ürünleri alıp satacak daha karmaşık bilgi birikime gerek duyulmaya başlandı. Ayrıca, global kredi krizi nedeniyle sadece Türkiye’nin değil ABD’nin ve Avrupa’daki değişimleri de incelemek gerekli hale geldi. Bankacılık mevzuatı da ciddi anlamda değişti. BASEL II, III çok farklı bilgilere hakim bankacıların çalışmasına neden oldu. Tüm bunlar 2011 sonrası bankacılığın bence çok daha uzmanlık gerektirdiğini söyleyebiliriz.

Yoğun rekabet altındalar
Dr. Bora Selçuk
Kadir Has Üniversitesi-Bankacılık Sigortacılık Program Başkanı
Bankacılık sektörü finansal piyasaların küreselleşmesine paralel değişirken; uyum sağlamaya çalışırken bankacılarımız da değişiyor, gelişiyor. Sektörde bir uzmanlaşmanın yaşandığı gözleniyor. Öteden beri iyi eğitim almakta olan bankacılar arasında özellikle orta ve orta üstü kademede yer alan bankacılar arasında lisansüstü eğitim alanların oranı hızla artıyor. Bankacılığın asgari nitelikleri değişirken kalifiye, yeni teknolojilere yatkın bankacılara talep bu değişimin olumlu yaşanmasına olanak veriyor. İş hayatında oluşan rekabet ve güvensizlik hissi bankacıları daha fazla etkisi altına alıyor. Kriz ve yeniden yapılandırma, işsiz kalma deneyimi güvensizlik ve kayıtsızlık gibi duyguları finans kesimi çalışanları için sıradan değerler haline getiriyor.

Ziraat okuyanları aldık, farklılaştık
Yavuz Elkin 
Denizbank İK ve Deniz Akademi Grup Müdürü
Son yıllarda özel bankalar arasında öncülüğünü yaptığımız Tarım Bankacılığı, niş pazarlara odaklanarak bunlara uygun hizmet geliştirme stratejilerimizin bir sonucudur. Tarım bankacılığı pozisyonu için akademik bilgiye de önem verdiğimizden, bu pozisyondaki tüm çalışanlarımızın Ziraat Fakültesi mezunu olması sektörde bizi farklılaştırmıştır.
İnsan Kaynakları olarak kurum stratejileri ve hedefleri doğrultusunda tüm organizasyonel birimlerle iş ortaklığı içerisinde DenizBank Finansal Hizmetler Grubu’nun en önemli değeri olan insana rehberlik etmeye çalışıyoruz. Doğru işle doğru insanı doğru zamanda eşleştirmek, verimli çalışmasını sağlamak, yüksek performanslı çalışanlar yaratmak ve elde tutmak başlıca önceliklerimiz arasında geliyor.
Adaylarımızda aradığımız öncelikli kriterler kurum kültürü ve imajına uygun olmaları, yetkinliklerinin işe uygun olması, katma değer yaratabilmeleri, problem çözücü ve analitik düşünce yapısına sahip olmaları. Büyüyen yapımız gereği ağırlıklı olarak şube satış ve operasyon kadrolarında görevlendirilmek üzere her yıl yeni mezunları istihdam ediyoruz.

Yeni bir dünya var
FederIco GhIzzonI
UniCredit CEO’su
Yapı Kredi’nin de ortağı olan UniCredit CEO’su Federico Ghizzoni’nin basınayaptığı açıklamalara göre, önümüzdeki 10 yılda bankacılık büyük bir değişim yaşayacak. Bunlar yeni kurallar, demografik değişim ve yeni oyuncularla artacak rekabet olarak özetliyor. “Önümüzde yeni bir paradigma, yeni bir dünya var. Artık geçmişe bakamayız, gelecek çok farklı olacak “ diye konuşuyor.

Yeni bankacılar etik değerlere önem veriyor
Bülent Şenver
Eski bankacı
2001 bankacılık krizi ile birlikte bankacılık mesleğinde itibar zedelenmesi oldu. Bu sıkıntılı dönemde bankacıların sesi soluğu kesildi. Kendi kabuklarına çekildiler. 2008’de Amerikan bankalarının konut kredisi skandalıyla ortaya çıkan dünya bankacılık krizi, Türk bankacılara itibarlarını ve güvenilirliklerini yeniden dünyaya kanıtlama fırsatı verdi.
Yeni bankacılar, yakın bankacılık tarihimizde meydana gelen krizlerden akıllandılar. Yeni bankacılar, risk yönetimine önem veren, BDDK kurallarına uyum için asgari çaba sarf ederken, her yaptıkları işten kar elde etmek hedefi olan bankacılar… İş ahlakı ve etik değerlere önem veriyor yeni bankacılar.
Bankalarda çalışan personel ile banka tepe yöneticileri arasındaki özlük hakları uçurumu eskisine yeni bankacılar arasında eskiye göre çok açıldı. Bu da bankacıların sosyal yaşamlarını, nerelerde eğlendiklerini, nasıl para harcadıklarını etkiledi. Bankaların tepe yöneticileri zenginleşti. Banka içi gelir dağılımındaki yapı değişikliği bankacıların yaşantılarına da yansıdı.

Yeni bankacılar şubelere
Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka
HRM Danışmanlık kurucu ortağı
Çoğu banka kriz dönemlerini geçirdikten sonra şubelerin hacmini küçültüp sayısını artırma stratejisi benimsiyor ya da bir süre daha istikrarlı bir çizgide ilerlemeyi tercih ediyorlar. Bu yüzden de yeni eleman alımları ağırlıklı olarak yeni şubelere yönelik oluyor. Bankaların yeni bankacılarda aradıkları özelliklere gelince… Tüm pozisyonlarda adayların kurum kültürüne uygun, açık ve sürekli gelişime inanan, aidiyet duygusu gelişmiş, müşteri ve sonuç odaklı, pozisyon için gerekli eğitim geçmişine sahip olmaları, en az bir yabancı dil bilmeleri gerekiyor. MT (management trainee) aday kadroları için bilgi düzeyleri ve dil sınavlarından hariç başarılı olan adaylar psikometrik bazlı testlerden de geçiriliyor.

Yerel davranma yetkinliğine sahip olmalı
Fatma Türkmen
Şekerbank İnsan Kaynakları Birim Müdürü
Bankacılıkta, rekabetin üst seviyeye çıktığı, hizmette farklılığı yaratan insan kaynağının değerinin daha açık görüldüğü dönemleri yaşıyoruz. İnsan kaynağına yapılan yeni yatırımlar ve bu alanda en iyi uygulamaların devreye alınması yönünde değişim süreçleri yaşanıyor. Bankamızın vizyonu küçük işletmelerin finansmanında lider banka olmaktır. İK stratejimiz ise bu vizyonu destekleyecek insan kaynağının bankamıza kazandırılması. İş yapış şekilleriyle “açık iletişim, müşteri odaklılık ve yerel davranabilme, sürekli gelişim, kuruma bağlılık ve sonuç odaklılık” özelliklerini taşıyan ve analitik düşünebilen adaylar aradığımız bankacılardır.

Önemli olan oyun planının bir parçası olmak
Hakan Alp
Finansbank İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı
Sadece satın almalar ve birleşmeler değişim getirmiyor. Düzen değişti, yepyeni üretim ve tüketim şekilleri var. Artık yeni bir dünya var. Bu yeni dünyanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hareket etmek gerekiyor. Diğer taraftan rekabet artıyor, para kazanmak zorlaşıyor” diyor. Hakan Alp, bu değişimden insan kaynaklarının doğrudan etkilendiğini anlatarak, Finansbank’ın İK stratejisiyle ilgili şu bilgileri veriyor: “Kurum artık insan kaynaklarını oyun planının bir parçası olarak görüyor. Tarzlar değişiyor, insan kaynağını tedarik etmenin şartları değişiyor. Finansbank olarak personel tercihinde liderlik özelliği olan, (her ne kadar yeni neslin bireyselliği ağır bassa da) “biz” olmayı bilen, kuruma saygı ve bağlılığı ön plana çıkaran yaratıcı bir çalışan grubu hedefliyoruz.

 

Bu haber 422 kez okunmuştur

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.