Yeni nesil ÖKC dönüşümü için son viraj: Banka POS’ları tarihe karışıyor!
Gelir İdaresi Başkanlığı, yeni nesil ÖKC özelliği taşımayan yaklaşık 1.8 milyon banka POS’unun piyasadan toplatılmasına karar verdi. Bunun için 15 Kasım’a kadar süre tanındı. TÖFSAD Başkanı Halil Dikici, toplatılan cihazlar yerine yaklaşık 500 bin yazarkasa POS ihtiyacı doğacağını öngörüyor. Dikici, toplatma ve yerine ikame sürecinin sağlıklı yürümesi için yapılması gerekenleri PSM’ye anlattı...

PSM // ÖZEL HABER
ABDULLAH ÇETİN
Yeni nesil ödeme kaydedici cihaz (ÖKC) üreticileri öncülüğünde yeni bir dernek kuruldu. 9 Temmuz itibarıyla kurulan TÖFSAD (Tüm Ödeme Kaydedici Cihaz ve Finansal Teknoloji Sağlayıcıları Derneği) faaliyete geçer geçmez, deyim yerindeyse nur topu gibi bir gündemi kucağında buldu. “Nur topu” gibi diyoruz çünkü, söz konusu gündem yeni nesil ÖKC yani yazarkasa POS üreticileri için olumlu bir gelişmeye işaret ediyor.
Evet, geçen sayımızda da belirttiğimiz, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesindeki Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından 16 Ağustos 2024 tarihinde bankalar ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarına gönderilen yazıdan bahsediyoruz. GİB özetle “Yeni nesil ÖKC mükellefi işletmelerde bulunan ve 3100 sayılı kanunun gereklerini taşımayan POS cihazlarının mükelleflerden geri alınması istiyordu...
TÖFSAD Başkanı Halil Dikici ile bu kararın ne anlama geldiğini, ilgili tarafları nasıl etkileyeceğini, cihaz toplama sürecinin nasıl ilerleyeceğini/ilerlemesi gerektiğini konuştuk...
Halil Bey, öncelikle derneğinizin kuruluşu ve yeni göreviniz dolayısıyla sizi tebrik ediyoruz. Önce kısaca TÖFSAD’ın kuruluş amacını ve faaliyet alanlarını anlatabilir misiniz?
Teşekkürler. TÖFSAD, yenilikçi finansal teknolojilerin ve yaklaşımların entegrasyonunu teşvik ederek yeni nesil ödeme kaydedici cihaz sektörünün gelişimi için çalışan firmaları bir araya getirmek amacıyla sektörün önde gelen temsilcilerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Temel amacımız; teknoloji, mali ve finansal sistemler konusunda toplumsal fayda sağlamak.
TÖFSAD, ulusal ve uluslararası regülasyon otoriteleriyle iş birliği yaparak ödeme kaydedici cihaz ve finansal teknoloji çözümleri sunan sağlayıcıları desteklemeyi, sektör beklentilerini en iyi şekilde karşılayarak adil rekabet ortamı içerisinde ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Üyelerimiz tarafından geliştirilen mali ve finansal teknoloji ürünlerinin/platformlarının uluslararası alanda rekabet gücünü artırarak ülkemizin bu alandaki ciddi sanayileşme potansiyelini hareket geçirmeyi ve bu sayede katma değerli ihracat kapasitemize önemli bir katkı sağlamayı da hedefliyoruz.
12 YILLIK MÜCADELENİN SONUCU
Gündemdeki sıcak konuya gelecek olursak... Hazine ve Maliye Bakanlığı, hangi gerekçelerle bankalar tarafından yeni nesil ÖKC mükelleflerine verilen POS cihazlarının toplatılmasını talep etti?
Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi güvenliğini sağlamak ve vergide adaleti tesis etmek amacıyla kayıt dışı ekonomiyle büyük bir mücadele başlattı. Önce IBAN ile yapılan ödemelerdeki usulsüzlükler üzerine gidilerek bu alandaki kayıp kaçağın minimum düzeye indirilmesi sağlandı. Bakanlık şimdi ise odağını banka POS’larının yol açtığı kayıt dışı ekonomiye çevirmiş durumda.
11 Nisan 2012 tarihinde yayınlanan 69 no’lu tebliğle faaliyetlerinde seyyar EFT-POS kullanan mükelleflerin bu POS cihazları yerine yazarkasa POS kullanması zorunlu hale getirilmişti. Aradan geçen 12 yıl içerisinde bu tebliğe rağmen banka POS’larının kullanımında önemli bir azalma olmadı. Daha sonra yayınlanan 435 ve 483 no’lu tebliğlerde bu geçişin zorunlu olduğu belirtildi. Son olarak, bankaların POS cihazlarını kullanmaması gereken mükelleflere kullandırması ve mükelleflerin bu cihazları kullanmaması gerektiği halde kullanması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355’inci maddesi gereğince kanunen yasaklandı ve aksi durum cezai yaptırıma tabi hale geldi.
Bu yasak ve cezaları gündeme getiren konu ise vergi güvenliği oldu. Yapılan inceleme ve tespitlere göre bankalara ait POS cihazlarının kullanılması, kayıt dışı ekonomiyi besleyerek vergi kayıp ve kaçağını artırıyor. Yazarkasa POS kullanması gereken işletmeler banka POS’u kullanarak fiş kesmekten imtina edebiliyor, düşük KDV oranı/tutarı üzerinden vergi beyanında bulunabiliyor. Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ödeme anında mali belgeye dönüşmemesi nedeniyle ödemeyi yapan kişi veya kurumlar dışında kişilere fiş veya fatura düzenlenebiliyor. POS cihazları mal ve hizmet alışverişi dışındaki amaçlar için kullanılabiliyor. 2 Ağustos tarihinde yayınlanan 7524 no’lu kanunla ceza kapsamına giren ve işletmelerin kendi mükellefiyetine ait olmayan POS cihazlarıyla tahsilat yapılması gibi usulsüzlükler yaşanabiliyor.
İşte bütün bunlar maliyenin toplaması gereken vergilerde ciddi kayba yol açıyor. Ek olarak bu durum, işini düzgün yapan işletmelere karşı da haksız rekabet doğuruyor.
Kayıt dışılıkla mücadelenin, vergide adalet ve etkinliğin sağlamasının yürütülen ekonomi programının en önemli bileşenlerden olduğu yetkililerce her platformda sürekli tekrarlanıyor. İşte bu nedenle kayıt dışılığın önlenmesi ve vergi kayıp kaçağının asgariye indirilmesi amacıyla, bu konuda büyük bir boşluk doğuran banka POS’larının toplatılması ve yerine yazarkasa POS’ların kullanılması isteniyor.

“VERGİ ADALETİ YOKSA REFAH VE KALKINMA DA OLMAZ”
Sizce bu karar özelde bankalar, mükellefler, POS üreticileri, yazılım ve uygulama geliştiricileri; genelde de ülke ekonomisini nasıl etkileyebilir?
Öncelikle vergi adaletini sağlayacağı için işletmeler arasındaki haksız olabilecek rekabeti de engelleyecektir. Satış otomasyonu alanındaki yazılım ve uygulama geliştiricileri de orta vadede daha regülatif bir çerçeveye girecek ve buradaki haksız rekabet de ortadan kalkacaktır. Kayıt dışı işlemlerin engellenmesi, satış otomasyonlarına talebi artıracaktır. Bu da verimlilik artışına katkı sağlayacaktır. Dijitalleşme oranının artışı daha sağlıklı bilançolara, sağlıklı verilerle değerlendirilebilir ve ölçeği büyüyen bir ekonomiye erişmemize yarayacaktır. Bu durum rekabetin adil koşullarda yapılabilmesinin yanı sıra işletmelerin finansmana erişimini arttıracak ve bankaların kredi havuzunun kalitesine olumlu olarak yansıyacaktır.
Yazarkasa POS’ların tüm bankalar için açık bir platform olduğu da değerlendirildiğinde, bankaların tek tek yaptığı POS ithalat sayısı orta vadede azalacaktır. Bu da cari açığın azalmasına katkı sağlayacaktır.
Yazarkasa POS üreticileri içinse hizmet verdikleri nokta sayısını artırmak için bir fırsat oluşuyor. Dernek üyeleri olarak bu durumun yol açacağı etkiyi ülke menfaati lehine olacak şekilde bir sanayi haline getirerek ülkemizin katma değerli ürün ve hizmet ihracatına katkı sağlamaya kararlıyız.
Vergi uyumunun ekonomik, mali ve sosyal etkilerini tam vatandaşlar olarak hissediyoruz. Vergi uyumluluğun artırılması ve kayıt dışı ekonomiyi besleyen damarların teker teker kesilmesi hepimizin refahı için faydalı olacaktır. Vergi adaletinin olmadığı yerde ekonomik refah ve kalkınma beklememek gerekir.
“EK SÜRELER GENELDE FAYDALI OLMUYOR”
Bankaların POS cihazlarını geri alım operasyonunu 15 Kasım 2024 tarihine kadar tamamlayabileceğini düşünüyor musunuz? Ek süre ya da farklı bir çözüm gündeme gelebilir mi?
Vergi adaletinin sağlanması ve vergi kayıp kaçağının engellenmesi noktasında tüm paydaşların azami özeni göstereceğini, bu kapsamda bankaların da bu mücadelede etkin bir şekilde yer alacağına inanıyoruz. Bu kapsamda bankaların da planlamalarını yaptığını gözlemliyoruz.
15 Kasım oldukça yakın bir tarih olarak görünse de verilen ek sürelerin sürecin başarıyla yürütülmesi için genelde faydalı olmadığını birçok kez tecrübe ettik.
Konunun zamanında ve sorunsuz olarak yürütülebilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı, bankalar ve ÖKC üreticilerinin koordine hareket etmelerinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda sahadan geri alınacak banka POS cihazları dolayısıyla kaç adet yazarkasa POS’a ihtiyaç olacağı, bu ihtiyacın nasıl karşılanacağıyla ilgili çalışmalara etkin desteğimizi sürdürmeye kararlıyız.
Burada amaç usulsüz POS kullanımının engellenmesi olduğu için, bankalar tarafından öncelikli olarak ilgili POS cihazlarının işlemlerinin durdurulmasının bir yöntem olabileceğini değerlendiriyoruz.
“BANKALARLA EŞGÜDÜM İÇİNDE HAREKET ETMEYE HAZIRIZ”
Toplanacak POS cihazları yerine kaç adet yazarkasa POS cihazı ihtiyacı olacağı öngörülüyor? Yeni nesil ÖKC üreticileri, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yazarkasa POS cihazlarını sağlayabilir mi? Bu konuda bir yol haritası belirlenip hazırlıklara başlandı mı?
Son 10 yılın BKM verilere bakarak, kapatılan her 10 POS terminali için 3 ÖKC cihazının aktive edildiği çıkarımı yapılabilir. Bu da ilk maddede bahsettiğimiz yüksek POS cihazı sayısını da açıklıyor aslında.
Bu kapsamda, dönüşümle birlikte yaklaşık 500 bin adet yazarkasa POS cihazı ihtiyacı doğacağını öngörüyoruz. Oldukça rekabetçi ekosistem içerisinde aktif olarak faaliyet gösteren yazarkasa POS üreticileri, bu miktarı tedarik etmek amacıyla hazırlıklarını yapıyor ve gerekli adetlerin üreticilerimiz tarafından sağlanabileceği görülüyor.
Elbette cihazların tedarik edilmesiyle cihazların kurulmasının farklı anlamları olduğu unutulmamalı. Mükelleflerin yazarkasa POS tedarikini son gün ve son dakikaya bırakacak şekilde hareket edeceği bir ortam oluşturulursa, tedarik edilmiş cihazların kurulumlarının tamamlanması fiziki olarak mümkün olmayacaktır. Böyle bir görüntünün oluşmasından hep birlikte kaçınmamız gerekir.
Bankaların ve yeni nesil ÖKC üreticilerinin eşgüdüm içerisinde hareket ederek bu süreci yönetmesini en ideal çözüm senaryosu olarak görüyoruz. Bankaların bir an önce ilgili cihazları geri toplamaya başlaması ve üye işyerlerine bu cihazların 15 Kasım’dan sonra kullanılamayacağını bildirmeleri faydalı olacaktır. Paralel olarak yazarkasa POS üreticileri operasyonel planlamalarını yapabilir duruma gelecektir. Bakanlığın aldığı ve kanunların emredici hükümleri gereğince uygulanmak zorunda olan bu kararın gereklerini yerine getirmek ve bu geçişi sorunsuz tamamlayabilmek hepimizin sorumluluğu olmalı.

Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
